Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, ülkede derinleşen ekonomik sorunların küçük ve orta ölçekli işletmeleri kapanma noktasına getirdiğini belirterek, enflasyon karşısında yeterli önlem alınmadığını savundu. Son üç yılda enflasyonun yüzde 200'e ulaştığını ifade eden Tulga, özellikle marketler, restoranlar ve küçük esnafın ciddi bir daralma yaşadığını söyledi. Siyasi partilerin seçim vaatlerini de eleştiren Tulga, ülkenin yeni bir ekonomik sisteme ve somut politikalara ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Gazimağusa'da hayata geçirilen üreticiden tüketiciye doğrudan satış modelinin ise hem üreticinin kazancını artırdığını hem de tüketicinin daha uygun fiyatlarla alışveriş yapmasını sağladığını açıkladı.

Kanal T'de yayımlanan Pınar Gözek ile Sabah Baskısı programına konuk olan Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, ekonomideki daralmayı, esnafın yaşadığı sorunları, gıda fiyatlarını, mesleki eğitimi ve siyasi partilerin seçim vaatlerini değerlendirdi.

Tulga, Gazimağusa'da hayata geçirilen Mandavulya projesinin ülke genelinde yaygınlaştırılması gerektiğini belirterek, üreticinin doğrudan tüketiciyle buluşturulmasının hayat pahalılığıyla mücadelede önemli bir adım olduğunu söyledi.

“Üç yılda yüzde 200 enflasyon yaşadık, hiçbir önlem alınmadı”

Ekonomideki kötüleşmenin özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeleri olumsuz etkilediğini belirten Tulga, artan kira, enerji, akaryakıt ve gıda maliyetlerinin esnafın ayakta kalmasını giderek zorlaştırdığını söyledi.

Son üç yılda enflasyonun yüzde 200'e ulaştığını savunan Tulga, hükümetlerin fiyat artışlarını önlemek için yeterli adım atmadığını ifade etti.

Tulga, “Üç yılda yüzde 200'dür bizde enflasyon. Biz enflasyonu seyrettik. Hiç önlem almadık. Hele gıdadaki, etteki, sütteki enflasyonu seyretmek hiçbir devletin yapabileceği bir şey değil” dedi.

Marketlerin de ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığına dikkat çeken Tulga, yaklaşık altı ay önce yaptıkları çalışmada kapanmalardan en fazla etkilenen işletmeler arasında marketlerin öne çıktığını söyledi.

Restoran ve diğer yiyecek-içecek işletmelerinin de benzer sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Tulga, işletme sahiplerinin ancak kendi mülklerinde, aile emeğiyle çalışarak ayakta kalabildiklerini, maliyet artışlarının sürmesi halinde bunun da yeterli olmayacağını kaydetti.

“Çarşıda kuş uçmuyor, esnaf kapatmayı düşünüyor”

Ekonomik daralmanın çarşılara doğrudan yansıdığını ifade eden Tulga, özellikle Gazimağusa'daki ticari hareketliliğin ciddi biçimde azaldığını söyledi.

Tulga, “Çarşıda kuş uçmuyor. İnsanlar iş yerlerinin önünde oturuyor. Ya kapatmayı düşünüyor, ya kendinden yiyor ya da kapatıyor” ifadelerini kullandı.

Hane halkı gelirlerinin büyük bölümünün temel ihtiyaçlara ayrıldığını belirten Tulga, gıda harcamalarının gelir içerisindeki payının yaklaşık yüzde 60'a ulaştığını savundu.

Elektrik, su, gaz ve diğer zorunlu harcamalar eklendiğinde vatandaşın çarşıda harcayacak parasının kalmadığını söyleyen Tulga, bunun ticaretin daralmasına ve işletmelerin kapanmasına yol açtığını ifade etti.

“Üretici yüzde 30-40 daha fazla kazandı, halk yüzde 50'ye varan ucuzlukla alışveriş yaptı”

Gazimağusa Belediyesi'nin katkılarıyla Mandavulya'da hayata geçirilen doğrudan satış modelini değerlendiren Tulga, uygulamanın üretici ve tüketici açısından önemli kazanımlar sağladığını belirtti.

Üreticiden çıkan ürünün aracılar ve marketler üzerinden tüketiciye ulaşıncaya kadar ciddi oranda pahalandığını anlatan Tulga, yeni modelle bu maliyet farkının azaltıldığını söyledi.

Tulga, marketlerde 290 TL'ye satılan çeri domatesin Mandavulya'da 170 TL'ye, 200 TL ve üzerinde satılan fasulyenin ise 160 TL'ye tüketiciyle buluşturulduğunu açıkladı.

Uygulamanın sonuçlarına ilişkin Tulga, “Neredeyse halkımız yüzde 50 oranında daha ucuza alım yapabildi. Üreticimiz de yüzde 30-40 oranında daha iyi fiyata sattı” dedi.

Üreticilerin ürünlerini daha kolay pazarladığını ve ödemelerini hızlı biçimde aldığını belirten Tulga, uygulamanın her salı günü kurulacak pazarla devam edeceğini söyledi.

“Hal Yasası için hiçbir engel yok, yeter ki niyet olsun”

Yıllardır tartışılan Hal Yasası'nın hayata geçirilmemesini eleştiren Tulga, üreticiden tüketiciye doğrudan satış modelinin ülke genelinde uygulanabileceğini ifade etti.

Hükümetlerin bu konuda somut adım atmamasının kabul edilemez olduğunu savunan Tulga, “Hiçbir engel yok. Sadece niyet edip birtakım çevreleri de göz ardı ederek atılacak bir adımdan ibarettir” dedi.

Belediyelere de çağrıda bulunan Tulga, mevcut pazar yerlerinin gerçek işlevine kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Pazar yerlerinde ağırlıklı olarak ticaret yapan aracıların bulunduğunu belirten Tulga, bu nedenle marketlerle pazar fiyatları arasında önemli bir fark oluşmadığını savundu.

Tulga, “Pazar yerlerinin konsepti üreticiyi halkla buluşturmaktır. Tarladan sofraya anlayışıyla doğrudan satış yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Siyasi partiler pembe tablolar çiziyor, somut çözüm sunmuyor”

6 Aralık seçimleri öncesinde siyasi partilerin ekonomik vaatlerini değerlendiren Tulga, partilerin toplumun karşı karşıya bulunduğu sorunları yeterince açık biçimde ortaya koymadığını savundu.

İktidar ve muhalefetin gerçekçi ekonomik programlar yerine vaatlerle seçmene seslendiğini belirten Tulga, ülkenin mevcut ekonomik sistemle yoluna devam edemeyeceğini ifade etti.

Tulga, “Bir taraf çok iyiyiz, daha iyi yapacağız diyor. Diğer taraf kötü diyor ama pembe tablolarla, vaatlerle toplumun yüzleşeceği sorunları dile getirmiyor” dedi.

Yeni bir ekonomik sistem kurulması gerektiğini vurgulayan Tulga, bunun maliyetlerinin de topluma açıkça anlatılması gerektiğini söyledi.

Tulga, “Yeni bir sistem kurulacaksa bedel ödenecek. Bunu söyleyen yok. Toplumun yüzleşeceği sorunları söylemek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Siyasette popülizmin ciddi bir sorun olduğunu savunan Tulga, seçim kazanmak amacıyla gerçeklerin gizlenmesinin gelecekte kurulacak hükümetleri de zor durumda bırakacağını kaydetti.

“Üniversitelere değil, ihtiyaç duyulan mesleklere teşvik verilmeli”

Mesleki eğitimin ülkenin en önemli ihtiyaçlarından biri olduğunu belirten Tulga, mevcut eğitim ve teşvik sisteminin iş gücü piyasasının gereksinimlerine göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Üniversite eğitimine yönelik teşviklerin ağırlık kazandığını, buna karşılık nitelikli eleman ihtiyacı bulunan mesleklere yeterince destek verilmediğini savunan Tulga, gençlerin istihdam olanağı yüksek alanlara yönlendirilmesini istedi.

Tulga, “Mesleki eğitime teşvik versene. İhtiyaç duyulan alanlara yönlendir. Biz üniversitelere gitmeye devam ediyoruz ve işsiz yaratmaya devam ediyoruz” dedi.

Çıraklık eğitiminde önemli başarılar elde edildiğini belirten Tulga, bu sistemden yetişen gençlerin iş bulmakta zorlanmadığını, birçok alanda aranan eleman haline geldiklerini ifade etti.

Demircilik, marangozluk ve diğer teknik mesleklerde ciddi eleman ihtiyacı bulunduğunu kaydeden Tulga, devletin teşviklerini bu alanlara yönlendirmesi gerektiğini vurguladı.

“Kreşler yaygınlaştırılmalı, tam gün eğitime geçilmeli”

Eğitim sistemindeki sorunların çalışma yaşamını da doğrudan etkilediğini belirten Tulga, özellikle çocukların öğle saatlerinde okuldan çıkmasının çalışan aileler açısından ciddi güçlükler yarattığını söyledi.

Kreşlerin yaygınlaştırılması ve tam gün eğitime geçilmesi gerektiğini ifade eden Tulga, devletin belediyelerle iş birliği yaparak bu sorunları çözebileceğini belirtti.

Tulga, “Kreşleri hemen yaygınlaştırmak lazım. Tam güne hemen geçmek lazım. Nasıl geçileceğini ortaya koymak lazım” dedi.

Eğitim ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerin aile bütçelerini zorladığını belirten Tulga, özel eğitim harcamalarının orta gelir grubunu da ekonomik açıdan olumsuz etkilediğini kaydetti.

“Kesimlik hayvan sayısını bile bilmiyoruz”

Et fiyatlarına ve hayvancılık politikalarına da değinen Tulga, ülkede üretim planlamasının sağlıklı veriler üzerinden yapılmadığını savundu.

Kesimlik hayvan sayısının dahi net olarak bilinmediğini ileri süren Tulga, bu durumun hayvancılıkta planlama yapılmasını zorlaştırdığını söyledi.

Tulga, “Biz şu anda kesimlik hayvan sayısını bile bilmiyoruz. Ona göre planlama yapmamız lazım” dedi.

Hayvancılığa verilen teşviklerin kayıtlı üretim ve gerçek ihtiyaçlar üzerinden düzenlenmesi gerektiğini belirten Tulga, üreticinin güvenini sağlayacak şeffaf bir sistem kurulmasını istedi.

Et fiyatlarının sürekli yükseltilmesinin çözüm olmadığını vurgulayan Tulga, üretim kapasitesinin artırılması, ihtiyaçların belirlenmesi ve tedarikin planlı biçimde gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi.

“Popülizm, kurulacak hükümetleri de tehdit ediyor”

Ekonomik sorunların çözümü için toplumun gerçeklerle yüzleştirilmesi gerektiğini belirten Tulga, siyasi partilerin seçim döneminde zor kararları ve bunların maliyetlerini açıklamaktan kaçındığını savundu.

Tulga, ekonomik dönüşüm için kaynak ayrılması gerektiğinin halka önceden anlatılmaması halinde, seçim sonrasında uygulanacak politikaların toplumsal tepkiyle karşılaşabileceğini söyledi.

Tulga, “Pollyannacılık yapılıyor. Ama toplum gerçekten somut olarak görmek istiyor. Bunun adı popülizmdir. Kurulacak hükümetleri de tehdit eden nokta tam da budur” ifadelerini kullandı.

Siyasetin yalnızca seçilme hedefiyle yapılamayacağını vurgulayan Tulga, ülkenin ekonomik, sosyal ve yapısal sorunlarının çözümü için gerçekçi, planlı ve kararlı bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu belirtti.