Bilime inanan ama bir çok noktada bilime aykırı bir şekilde kendi koşullarını yaratan bir toplumuz.
Bu yeni bir durum değil ve değişecek gibi de görünmüyor.
Son olarak yaklaşan seçimle birlikte bu konuyu yeniden hatırladık.
Demokrasinin kurumsallaştığı ülkelerde seçimler uzun zamandır bilimsel tekniklerle yapılmakta, seçim kampanyaları bu çerçevede yürütülmektedir.
Seçmenin ne istediği belirlenip not edilirken, ne istemesi gerektiği de seçmene sunulmakta ve bu çerçevede belirlenen kampanyalar ile sonuçlar alınmaktadır.
Ama bizde durum biraz farklı.
Son dönemde seçim kampanyaları bilime dayalı yöntemlerle yürütülmeye çalışılıyor.
Ama seçmen kısmındaki hakim duyguyu değiştirmek çok mümkün olmuyor.
Çünkü seçmenin çoğunluğu, ki bu çoğunluk sonucu belirleyen bir rakamdır, kararını seçimden çok önce vermiş oluyor ve bu karar genelde değişmiyor.
Yaklaşan her iki seçimde de bunu yaşayacağız.
Seçmen kararını çoktan vermiştir.
Şimdi çıkıp da seçmene kendi kafanızdaki kampanyaları uygularsanız boşa düşersiniz.
Öncelikle belirlemeniz gereken seçmenin iradesinin hangi yönde oluştuğudur.
Ardından bunun nedenlerini öğrenirsiniz ve eğer mümkünse siz de bu yöne dönersiniz.
Yok eğer sizin bu yöne hareketlenmeniz mümkün değilse de seçmenin dönüşü için neyin gerektiğinin analizini yapar ve onu sunarsınız.
Bu gerçek ortadayken seçmenle inatlaşıp kendi kafanızdaki kampanyayı etkin şekilde uygulayarak sonuç alacağınızı düşünürseniz size en son yapılan seçimi hatırlatmak isterim.
Bu ülkede seçmen kararını verdikten sonra kolay kolay değişmez.
Verdiği kararın nedenlerini öğrenip öyle yaklaşmanız lazımdır.
Seçmen size verdiği mesajı anladığınızı gördüğü zaman yeniden sizin olduğunuz tarafa bakmaya başlar.
Bu ülkede seçmenin büyük çoğunluğunun oyunu tepkisel duygularla vermekte olduğunun altını çizelim ve bunu asla unutmayalım.
Süslü sözler ve yüksek vaatlerle değil, “evet seni anladık ve ona göre devam edeceğiz” mesajı ile seçmenin ördüğü duvarları aşabilir ve ona ulaşabilirsiniz.
Kimseye akıl vermek niyetim yok.
Son günlerde ülkede yaşanan seçim heyecanı ile konuşulmaya başlanan kampanyalar aklıma getirdi.
Doğru kampanyayı yapan mutlaka kazanır.
Yanlış kampanya ise sandıktan döner…