ABD'de 3 Kasım'da gerçekleştirilen ara seçimler, Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti açısından ağır bir yenilgiyle sonuçlandı.

Demokrat Parti, yalnızca geleneksel olarak güçlü olduğu bölgelerde değil, Cumhuriyetçilerin uzun yıllardır üstünlük kurduğu eyaletlerde de önemli kazanımlar elde ederek Kongre'nin her iki kanadında çoğunluğu sağladı.

Seçim öncesindeki kamuoyu araştırmaları Demokratların kazanımlar elde edebileceğine işaret etse de sonuçların kapsamı birçok siyasi analistin beklentilerini aştı.

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde, Amerikalı seçmenlerin özellikle hayat pahalılığı, İran savaşı ve ülkenin yönetimine yönelik memnuniyetsizliklerinin sandığa yansıdığı belirtildi.

Cumhuriyetçilerin 94 yıllık üstünlüğü sona erdi

Demokratların en dikkat çekici zaferlerinden biri Texas'ta yaşandı. Demokrat aday James Talarico, Cumhuriyetçi Ken Paxton'ı yenerek 38 yıl aradan sonra eyaletten Senatoya seçilen ilk Demokrat oldu.

Güney Carolina'da Annie Andrews, Cumhuriyetçi Senatör Darline Graham'ı mağlup etti. Böylece Demokratlar, 21. yüzyılda ilk kez bu eyalette bir Senato yarışını kazandı.

Trump'ın üç kez başkanlık seçimlerini kazandığı Ohio'da Demokrat Sherrod Brown, Cumhuriyetçi Jon Husted'ı geride bıraktı.

Kansas'ta ise Demokrat Adam Hamilton, Cumhuriyetçi Senatör Roger Marshall'ı yenerek tarihi bir sonuca imza attı. Demokrat Parti, 1932'den bu yana ilk kez Kansas'ta bir Senato seçimi kazandı.

Bu sonuçlar, Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak güçlü olduğu eyaletlerde de seçmen tercihlerinde önemli değişimler yaşandığını ortaya koydu.

Demokratlar Kongre'nin iki kanadını da kazandı

ABD basın kuruluşlarının seçim sonuçlarına ilişkin projeksiyonlarına göre Demokratlar, hem Temsilciler Meclisinde hem de Senatoda çoğunluğu elde etti.

Her iki partiden stratejistler, Demokratların başarısında parti seçmeninin yüksek katılımının ve bağımsız seçmenlerin önemli bir bölümünün Demokrat adaylara yönelmesinin etkili olduğunu belirtti.

Demokrat Parti, seçimlerde uzun süredir kazanma ihtimalinin düşük görüldüğü bölgeler de dahil olmak üzere mümkün olan bütün yarışlarda aday çıkarma stratejisini benimsedi. Bu yaklaşım, Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde de kazanımlar sağladı.

Ancak Kongre'nin kontrolünü ele geçirmek, Demokratlar açısından yeni sorumlulukları beraberinde getiriyor.

Seçmenlerin ekonomik sorunlara çözüm beklemesi, Demokratların yalnızca Trump yönetimine karşı çıkmakla yetinemeyeceği şeklinde değerlendiriliyor. Trump'ın başkanlık vetosu yetkisini koruması ise Kongre'den geçirilecek yasaların yürürlüğe girmesini zorlaştırabilecek.

Trump ise seçim sonuçlarını kabul edeceğini ve Demokratlarla çalışmaya hazır olduğunu açıkladı.

Seçmenin önceliği hayat pahalılığı oldu

Seçim sonuçlarında en belirleyici konulardan biri ekonomi oldu.

ABD'nin önde gelen televizyon kuruluşları ve Associated Press'in de yer aldığı medya konsorsiyumu adına SSRS tarafından yapılan sandık çıkış anketleri, seçmenlerin ekonomik koşullardan duyduğu memnuniyetsizliği ortaya koydu.

Trump, 2024 başkanlık seçimlerini yüksek enflasyonu düşürme vaadiyle kazanmıştı. Ancak yönetimin ithal ürünlere uyguladığı gümrük tarifeleri ve İran savaşının, birçok Amerikalının ekonomik koşullarını daha da zorlaştırdığı belirtildi.

Seçim kampanyası boyunca artan maliyetlere rağmen seçmenlerden ekonomik koşullara uyum sağlamalarını isteyen Trump, hayat pahalılığına yönelik somut çözüm beklentilerini karşılayamadığı yönünde eleştirilerle karşılaştı.

Trump'ın desteklediği adaylar kaybetti

Seçim sonuçları, Trump'ın Cumhuriyetçi Parti içindeki aday tercihlerini de tartışmaya açtı.

Trump'ın doğrudan desteklediği bazı adaylar, Cumhuriyetçilerin kazanmasının beklendiği eyaletlerde yenilgiye uğradı.

Güney Carolina'da Darline Graham, Kuzey Carolina'da Michael Whatley ve Texas'ta Ken Paxton, Demokrat rakiplerinin gerisinde kaldı.

Bu sonuçlar, Trump'ın aday belirleme sürecinde kişisel sadakate verdiği önemin ve desteklediği isimlerin daha geniş seçmen kesimlerine ulaşma kapasitesinin yeniden sorgulanmasına neden oldu.

Sandık çıkış anketleri de Trump'ı 2024'te Beyaz Saray'a taşıyan seçmen koalisyonunda önemli değişiklikler yaşandığına işaret etti.

Cumhuriyetçiler, siyah erkekler, Latin kökenli Amerikalılar ve genç seçmenler arasında ciddi destek kaybına uğradı.

Seçim kampanyasının son haftalarında Trump ve Cumhuriyetçi adaylar, Demokratları ülkenin geleceği açısından tehdit olarak göstermeye odaklandı.

Trump, Demokratların kazanması durumunda ABD'nin komünist bir ülkeye dönüşeceğini öne sürerken, bazı eyaletlerdeki Demokrat Parti yönetimlerinin radikal isimlerin kontrolüne geçtiğini savundu.

Ancak seçim sonuçları ve sandık çıkış anketleri, seçmenlerin bu söylemlerden çok market fiyatları, akaryakıt giderleri ve günlük yaşam maliyetlerine odaklandığını gösterdi.

Latin kökenli seçmenler Trump'tan uzaklaştı

Seçimin dikkat çekici sonuçlarından biri de Latin kökenli Amerikalıların oy tercihlerindeki değişim oldu.

Trump, 2024 başkanlık seçimlerinde Latin kökenli seçmenlerin yaklaşık yarısının desteğini almıştı. Bu oran 2020 seçimlerinde yaklaşık üçte bir düzeyindeydi.

Ancak iki yıl içinde Cumhuriyetçilere yönelik destek önemli ölçüde geriledi.

Sandık çıkış anketlerine göre Latin kökenli seçmenler arasında Cumhuriyetçi adaylara verilen destek, 2024'teki yüzde 46 seviyesinden 2026 ara seçimlerinde yaklaşık yüzde 33'e düştü.

Latin kökenli nüfusun eyalet nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ını oluşturduğu Texas'ta Demokratlar, hem valilik hem de Senato seçimlerini kazandı.

Demokrat Gina Hinojosa, Texas'ın ilk Latin kökenli kadın valisi olmaya hak kazanırken, California'da Xavier Becerra eyaletin seçimle göreve gelen ilk Latin kökenli valisi oldu.

Florida'nın Latin kökenli nüfusun yoğun olduğu güneydoğusunda ise Demokrat Pia Dandiya, Cumhuriyetçilerin lehine yeniden düzenlenen 22. Kongre seçim bölgesinde galip geldi.

Bu sonuçlar, Latin kökenli seçmenlerin ABD siyasetindeki belirleyici konumunu bir kez daha gündeme taşıdı.

Trump'ı Kongre'de zor bir dönem bekliyor

Demokratların Kongre'nin iki kanadında çoğunluğu elde etmesi, Trump'ın ikinci başkanlık döneminin kalan iki yılında yönetim ile yasama organı arasındaki güç dengesini değiştirecek.

Demokratlar, Kongre'deki denetim ve soruşturma yetkilerini kullanarak Trump yönetiminin politikalarını daha kapsamlı biçimde inceleyebilecek.

Buna karşılık Trump, Kongre'den geçecek yasalara karşı veto yetkisini kullanabilecek. Bu durum, taraflar arasında uzlaşma sağlanamaması halinde yasama faaliyetlerinde tıkanıklık yaşanması riskini artırıyor.