Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nda değişiklik gündeme geldiğinde kamuoyunun merak ettiği ilk soru doğal olarak “Kim gidecek, kim gelecek?” oluyor.
Bilindiği gibi; uzmanlığı ile alakasız bir bakanlık üstlenen Dr. Özdemir Berova, bu sefer de başka bir alakasız Bakanlık olan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nı vekaleten üstlendi.
Oysa KKTC açısından çok daha önemli bir soru var:
Başbakan yeni bakanı belirlerken siyasi dengeleri mi, yoksa liyakati mi esas alacak?
İşte meselenin özü budur.
Çünkü Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, siyasi pazarlıklarla koltuk dağıtılabilecek sıradan bir makam değildir. Yollar, trafik güvenliği, limanlar, denizcilik, sivil havacılık, haberleşme ve ülkenin temel ulaştırma altyapısı bu bakanlığın sorumluluk alanındadır.
Başka bir ifadeyle vatandaşın kullandığı yoldan ülkenin dış dünyaya açılan kapılarına kadar son derece kritik bir yapıdan söz ediyoruz.
Üstüne üstlük soruşturmanın selameti için Bakan görevden alınırken, yine soruşturmanın selameti için yeni atanacak bakanın herhangi bir şekilde siyaseten talimat almaması veya boyun eğmemesi gerekmektedir. İşte bu çerçevede, atanacak bakanın seçimi Başbakanın bu konudaki samimiyetini ve gerçekten soruşturmayı gaile edinip edinmediğini ortaya koyacaktır.
Böylesine önemli bir bakanlığa yapılacak atamada ilk kriter “Parti içinde kimin sırası geldi?” olamaz.
İlk soru şu olmalıdır:
“Bu işi en iyi kim yapabilir?”
BAKANLIK ÖDÜL DEĞİL, SORUMLULUKTUR
KKTC siyasetinin artık bir gerçeği kabul etmesi gerekiyor:
Bakanlık makamları siyasi ödül değildir.
Milletvekili olmak da kişiyi otomatik olarak iyi bir bakan yapmaz.
KKTC’nin hukuki ve anayasal yapısı imkân verdiğine göre, gerektiğinde siyaset dışından; konusunda uzman, yöneticilik tecrübesi bulunan, teknik meseleleri anlayan ve başarısını kanıtlamış kişiler de değerlendirilmelidir.
Çünkü ülkenin ihtiyacı yeni bir koltuk sahibi değil, yeni bir sorumluluk sahibidir.
KKTC’NİN PROJE AÇIKLAYAN DEĞİL, PROJE BİTİREN BAKANA İHTİYACI VAR
Yıllardır aynı filmi izliyoruz.
Projeler açıklanıyor.
Takvimler veriliyor.
Temeller atılıyor.
Törenler yapılıyor.
Sonra?
Vatandaş yine bozuk yolları, trafik sorunlarını, altyapı eksikliklerini ve yıllarca tamamlanmayı bekleyen projeleri konuşuyor.
Artık toplumun yeni proje kataloglarına değil, sonuçlara ihtiyacı vardır.
Yeni bakan bürokrasiyi yönetebilmeli, kriz karşısında sorumluluk alabilmeli, kamu kaynaklarının hesabını verebilmeli ve başladığı işi sonuçlandırabilmelidir.
En önemlisi de mazeret üretmemelidir.
Çünkü siyasetin görevi mazeret açıklamak değil, sorun çözmektir.
ASIL DEĞİŞMESİ GEREKEN BAKAN DEĞİL, ZİHNİYETTİR
Başbakan yalnızca bir ismi başka bir isimle değiştirirse bunun adı kabine değişikliğidir.
Ancak siyasi aidiyet yerine liyakati, sadakat yerine yetkinliği, parti içi hesaplar yerine kamu yararını tercih ederse bunun adı yönetim anlayışında değişimdir.
KKTC’nin ihtiyacı da tam olarak budur.
Bu nedenle Başbakan’ın önündeki tercih son derece açıktır:
Partiye uygun bir bakan mı, göreve uygun bir bakan mı?
Koltuk dolduracak bir siyasetçi mi, sorun çözecek bir yönetici mi?
Proje açıklayacak biri mi, proje tamamlayacak biri mi?
Verilecek cevap yalnızca yeni Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı’nın kim olacağını göstermeyecektir.
Aynı zamanda hükümetin liyakat anlayışını, yönetim kalitesini ve kamu yararına verdiği önemi de ortaya koyacaktır.
Çünkü KKTC’nin artık koltuğa göre adam arayan değil, işe göre ehil insan bulan bir devlet anlayışına ihtiyacı vardır.
Yeni bakan ataması da bunun için önemli bir sınavdır.
Ve bu sınavın sonucu, yalnızca Başbakan’ın değil, hükümetin yönetim anlayışına da not olacaktır.
