Dünya Bankası’nın 2026 raporu, Kuzey Kıbrıs ekonomisindeki sorunların yalnızca dış koşullardan kaynaklanmadığını; yerel yapısal sorunların da hayat pahalılığını derinleştirdiğini ortaya koyuyor.
‘Zorlu Koşullarda Yol Almak: Enflasyon ve Belirsizliği Yönetmek’ başlıklı ‘2026 Makroekonomik İzleme Raporu’nda, 2024’te %8,5 olan; 2025’te % 4,8’e gerilediği hesaplanan ekonomik büyümenin, 2026’da %2,3'e düşeceği öngörüldü. Yıllık ortalama enflasyonun ise %41’e yükselmesi bekleniyor.
Raporun Concorde Tower Hotel’deki sunumuna ana muhalefet CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Ekonomi Hasan Taçoy, bazı milletvekilleri, ekonomistler, akademisyenler ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
AB finansmanıyla hazırlanan raporda büyüme, enflasyon, kamu maliyesi, bankacılık, dış ticaret ve işgücü piyasası ayrıntılı biçimde değerlendiriliyor. Raporda, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin giderek daralan bir hareket alanıyla karşı karşıya olduğuna vurgu yapılıyor.
Enflasyondaki kalıcılığın Güney Kıbrıs’ın iki katı olduğu belirtilenen raporda, kalıcı iyileşme için rekabetin artırılması ve yapısal reformlar önerildi.

Enflasyonu körükleyen başlıca nedenler şöyle sıralandı:
- Türk Lirası’nın değer kaybı ve Türkiye’den ithal edilen enflasyon.
- Yüksek ithalat maliyetleri ve sınırlı tedarik çeşitliliği.
- Piyasalardaki rekabet eksikliği ve ticaret engelleri.
- Maaş ve emekli aylıklarının geçmiş enflasyona göre ayarlanması.
- Yönetim tarafından belirlenen fiyatlardaki artışlar.
- Enerji, gıda ve ulaştırma maliyetlerindeki yükseliş.

RAPORDA ÖNE ÇIKANLAR
Kıbrıs Türk ekonomisindeki son dönem gelişmelerini ve kısa vadeli görünümü ele alan raporun Özel Sayısı ise dış şoklar, döviz kuru gelişmeleri ve yurt içi yapısal katılıklar dahil olmak üzere enflasyonun dinamiklerini ve belirleyicileri incelendi.
Ekonomik büyüme yavaşlıyor: Ekonomi, 2024 yılında yüzde 8,5 büyüdükten sonra 2025 yılında tahminen yüzde 4,8 oranında büyümüştür. Büyümenin 2026 yılında ise yüzde 2,3'e gerilemesi öngörülmektedir. Tüketimdeki yavaşlama, iş gücü piyasasındaki durağanlık, süregelen enflasyon, yatırımlardaki zayıflama ve artan dış belirsizlikler ekonomik görünüm üzerinde baskı oluşturmaktadır.
İş gücü piyasası daralırken, beşerî sermaye potansiyelinden yeterince yararlanılamıyor: İstihdam oranı yaklaşık yüzde 50 seviyesinde durağan seyrederken iş gücüne dahil olmayanların oranı artmıştır. Kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 39 ile erkeklerin yüzde 65 olan katılım oranının oldukça gerisinde kalmaktadır. Genç işsizlik oranı ise yüzde 15,7 ile yüksek seviyesini korumaktadır.
Enflasyon yüksek seviyesini koruyor: Enflasyon 2025 yılında ortalama yüzde 40 olarak gerçekleşmiş, Ağustos 2026 itibarıyla ise yüzde 37,7 seviyesinde olmuştur. Hizmetler sektöründeki enflasyon özellikle kalıcı olmaya devam ederken enerji ve gıda fiyatlarında yeniden görülen artışlar fiyatlar üzerinde baskı oluşturmaya devam etmektedir.
Kamu maliyesi ve finansal sektördeki gelişmelerin yakından izlenmesi gerekiyor: Bütçe açığı gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 4,8'ine yükselirken yüksek maliyetli, kısa vadeli yurt içi borçlanmaya bağımlılık artmıştır. Bankaların sermaye yeterliliği güçlü seviyesini korumakla birlikte aktif kalitesi, borçluların geri ödeme performansı ve sorunlu kredilere yönelik karşılıkların yakından izlenmesi önem taşımaktadır.
Özel Sayı, enflasyonun kalıcı ve dalgalı bir seyir izlemesine neden olan faktörler:
Dış şoklar yurt içi fiyatlara hızla yansıtıyor: Türkiye'deki parasal gelişmeler ve döviz kuru hareketleri bu açıdan özellikle önemlidir. Bulgular, Türk lirasının ABD doları karşısında yüzde 1 değer kaybetmesinin Kıbrıs Türk ekonomisindeki tüketici fiyatlarını bir ay içerisinde 0,31 yüzde puan, on iki ay içerisinde ise 0,55 yüzde puan artırdığını göstermektedir.
Yurt içi mekanizmalar enflasyonist baskıları güçlendirerek, etkilerinin daha uzun sürmesine neden oluyor: Yüksek ithalat maliyetleri, tedarik kaynaklarının yeterince çeşitlendirilmemesi, düzenlemelerden kaynaklanan engeller, zayıf rekabet koşulları ile ücret ve emekli maaşlarının geçmiş enflasyona endekslenmesi, fiyat baskılarının kalıcılığını ve ikincil etkilerini artırmaktadır.
Enflasyon, Kıbrıs Türk ekonomisinde Kıbrıs Rum ekonomisine kıyasla belirgin biçimde daha kalıcı: Para rejimleri, rekabet koşulları, piyasa yapıları ve fiyat belirleme mekanizmalarındaki kurumsal farklılıklar, benzer dış şokların neden farklı enflasyon sonuçları doğurduğunu açıklamaya yardımcı olmaktadır.
Dış şokların etkilerinin yurt içinde güçlenmesini sınırlandırmak, enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlamak ve daha rekabetçi ve dayanıklı bir büyüme modelinin temellerini oluşturmak amacıyla Kıbrıs Türk ekonomisi için öne çıkan politika öncelikleri şunlardır:
Rekabetin güçlendirilmesi ve maliyetlerin azaltılması: İzin ve ruhsatlandırma süreçlerinin sadeleştirilmesi, piyasa gözetiminin iyileştirilmesi ve ticareti kısıtlayan uygulamaların gözden geçirilmesi.
Enflasyonu geri besleyen mekanizmaların zayıflatılması: Ücret ve emekli maaşlarının geçmiş enflasyona göre otomatik olarak güncellenmesi uygulamasından, kademeli biçimde kısmi veya ileriye dönük ayarlama mekanizmalarına geçilmesi.
Maliye politikasının güçlendirilmesi: Güvenilir bir orta vadeli mali çerçeve oluşturularak ve hedefi daha iyi belirlenmiş sosyal destekler aracılığıyla kamu harcamalarının etkinliğinin ve öngörülebilirliğinin artırılması.
Ekonomik izleme kapasitesinin ve şeffaflığın geliştirilmesi: Fiyat, ulusal hesaplar ve kamu maliyesi istatistiklerinin kalitesinin, yayımlanma sıklığının ve güvenilirliğinin artırılmasının yanı sıra ekonomik tahmin kapasitesinin ve politika iletişiminin güçlendirilmesi.

Rapora bu adreslerden ulaşabilirsiniz:
İngilizce: https://www.abbilgi.eu/publications/navigating-headwinds-managing-inflation-and-uncertainty-2401




