KKTC’deki yerel seçimlerin, genel seçimlerle birlikte yapılacağı, geçtiğimiz gün Cumhuriyet Meclisi’nce alınan kararla kesinleşti.

İktidarın büyük ortağı UBP’nin her iki seçimin de aynı gün yapılmasından belli ki birtakım stratejik beklentileri var. Ancak seçimlerin eşzamanlı yapılmasının hangi partiye yarayıp yaramayacağı, elbette seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte anlaşılacaktır.

Son dönemde seçim sistemimizdeki karma oy şeklinin de kaldırılmasıyla birlikte, KKTC seçmeni ya doğrudan desteklemek istediği bir siyasal partiye mühür vuracak ya da desteklediği parti içerisindeki adaylara tercihli oy verebilecek.

Peki, mevcut seçim sistemi ve eşzamanlı seçimler seçmenin siyasal davranışlarını hangi yönde teşvik edebilir?

Siyasal davranışlarda doğrudan belirlenimci bir ilişki değilse de birtakım eğilimlerden söz edebiliriz.

Öncelikle, giderek dramatik bir biçimde düşen siyasal katılım konusunu ele alalım. 2000’li yılların başlarında %85’lerde olan siyasal katılım oranı, son 2022’deki seçimde dramatik bir biçimde %57 küsurlara düşmüştür.

Buna karşılık genellikle genel seçimlere kıyasla daha düşük seviyede seyreden yerel seçimlere katılım oranı da giderek düşmekle birlikte, son iki seçim olan 2018 ve 2022’de sırasıyla %67 ile %64 küsurluk oranla, genel seçimlere kıyasla daha yüksek seviyede kalmıştır.

Bu tabloya göre yerel seçimlerde oy kullanmak için giden KKTC seçmeni, sandık başında eşzamanlı olan genel seçimlerde de oy verebilecektir. Dolayısıyla bir önceki seçimlere göre siyasal katılımda bir miktar artış olabilir.

Bunun tam tersi de geçerlidir. Genel seçimlere oy kullanmak için giden yurttaşlar, aynı zamanda yerel seçimler için de oy kullanabilecektir. Dolayısıyla seçimlerin eşzamanlı yapılmasının çift yönlü bir etkisi olabilecektir.

Öte yandan KKTC seçmenleri arasında geçerli oy pusulaları içerisinde %11-%8 bandında karma oy kullananlar vardı. Seçim ve Halkoylaması Yasası’nda yapılan son düzenlemeyle kaldırılan karma oy karşısında bugüne kadar karma oy şeklinde tercihte bulunanlar ne yapacaklar?

Eğer hiçbir partiyle özdeşlik kuramazlarsa, muhtemelen oy kullanmaktan kaçınacaklardır. Bu durumda da siyasal katılımda bir miktar düşüş gerçekleşebilir.

Mevcut seçim sistemi artık bütünüyle parti bazlı oy vermeyi öngörmektedir. Ancak sosyolojik yapımızdaki yüz yüze ilişkilerin, yakın sosyal mesafenin hala etkili olduğunu biliyoruz. Kişisel ilişkilerin siyaset kültürümüzde de ne kadar etkili olduğunu her gün yaşayarak görüyoruz.

O bakımdan parti aidiyeti güçlü olan seçmenlerin bir kısmı doğrudan partiye mühür vururken, diğer bir kısmı da parti içerisindeki adaylar arasında tercihli oy verecektir. Bu eğilim bir taraftan parti içerisindeki rekabeti artırırken, parti elitlerinin belirlenmesine de katkı yapacaktır.

Belediye seçimlerindeki belediye başkanlarının seçimi ise doğrudan aday odaklı bir oy verme davranışını beraberinde getirmektedir. Mevcut belediye başkanlarının performansları, oy verme davranışında daha önceliklidir.

KKTC seçmeni belediye hizmetlerinde ciddi bir aksama ve eksiklik yoksa, daha çok mevcut belediye başkanından yana tercihte bulunma eğilimindedir.

Bu seçimlerin eşzamanlı yapılacak olması, yerel seçimler ile genel seçimlerin birbirlerini nasıl ve hangi yönde etkileyeceklerini gözlemleyebilmemiz bakımından bir laboratuvar işlevi görecektir.

Esasen genel seçimler ile yerel seçimlerin dinamikleri ve temsiliyetleri birbirinden farklıdır. Bu seçimde yurttaşların tercihleri ve temsiliyetleri birbirine karışacak mı yoksa ayrışabilecek mi göreceğiz.

Önemli olan her geçen gün siyasete daha da yabancılaşan yurttaşların demokratik iradelerine sahip çıkmaları ve bu iradelerini serbest ve adil bir biçimde yansıtmalarıdır.

Seçimlerin aynı gün yapılması, seçmenin yerel hizmetlerle ülke yönetimine aynı notu vermesini gerektirmez. Yurttaş, başarılı bulduğu belediye başkanını desteklerken ülkenin gidişatına itiraz edebilir.

Demokratik iradenin gücü de bu ayrımı özgürce yapabilmesinde yatar. Partiler, seçimlerin birlikteliğinden kendi hesaplarına bir kazanç çıkarmayı umabilirler. Ancak son sözü, bu hesapları onaylama ya da bozma gücüne sahip olan seçmen söyleyecektir.

Çünkü seçim takvimini birleştirmek Meclis’in, tercihlerini birleştirmek ya da ayırmak yurttaşın yetkisindedir.