Seçim geliyor, heyecan dorukta.
Hem seçim programları hem de adaylar açıklanmaya başladı.
Şurası da kesindir ki yerel seçimler genel seçimin gölgesinde kalacak.
Bu da doğanın bir kanunu gibi.
Dün akşam Kanal T’de yer almaktan en başından beridir büyük keyif duyduğum programda bir kez daha siyaseti konuştuk.
Özellikle de “yeni” adaylarla ilgili zaman harcadık.
Şu nokta çıktı ki, yeniler veya gençler kendilerini çok daha iyi anlatmak zorundalar.
Eskileri nasıl olsa biliyoruz, tüm özelliklerini geride kalan zaman içerisinde öğrendik.
Şimdi gözler yenilere, özellikle de gençlere çevrilmiş durumda.
Önceki yıllardan gelen “gençlere öncelik” söylemi umarım bu seçim olmaz.
Çünkü sadece genç olmakla iş bitmiyor.
Donanım da şart.
Çünkü talip olunan görev önemli.
Ne yazık ki, yine yıllardan gelen, bir diğer yanlışımız da tanınmış ve adı duyulmuş olması bir kişi yeterli sayılmaktaydı ve çoğu zaman açık ara seçimi kazanıyordu.
O nedenle de başta doktorluk olmak üzere belli mesleklerden gelen adaylar göreceli olarak avantajlı durumdaydı.
Ama artık bu değişmeye başladı.
Doğrusu da budur.
Önce kendilerini anlatmaları lazım hem de detaylı bir şekilde.
Çünkü günün sonunda ülkenin sağlık, eğitim, ulaşım, ekonomi ve tüm diğer konularında karar verecek ya da belirleyici fikir üretecek noktalarında görev almaya namzet birisi konumundalar.
Ülkenin geleceğini şekillendirecek yapının, yani siyasetin temel taşı konumundaki milletvekilliğine aday olmuş birisinin kendisini iyice tanıtması gerekir.
Laf açılmışken şunu da söylemek isterim ki, aslında esas gayem de budur.
Siyaset milletvekilliği adaylığı ile başlayan bir süreç olmamalı.
Kişi buna niyetlendiğinde ve kararını verdiğinde hemen aday olmadan önce belli bir süre siyasete dahil olmalıdır.
Bunu ya bir siyasi parti içerisinde ya da bireysel olarak yapması mümkün.
Ama bana kalırsa en güzeli örgütlü siyasettir ve başlangıç muhakkak ki bir parti bünyesinde olmalıdır.
Bundan kastım doğrudan aktif siyasete girmek değildir.
Yanın bulduğu bir partiye aktif katılımla birlikte yapıaln toplantılara dahil olmak bile önemlidir.
Başta da yazdım, önce suyunu içeceksin.
Doğrudan ekmeğini yemekle başlanmaz.
Doktorlar da zaten bunu söylüyorlar, yemeğin bir süre öncesinde içeceğimiz su sağlığımıza olumlu etki eder diye.
Yarı şaka ama yarı ciddi bir şekilde bunu siyaset yolculuğunun başlangıcı olarak en uygun yöntem şekli olduğunu düşünmekteyim.
Yeni adaylara baktığımda ilk arayacağım özellik bunu yapmış olan var mı diye araştırmak olacak.
Siyasetin suyunu içmiş mi, içmişse ne zaman ve nasıl içmiş.
Bir de ölçüsü nedir.
Ölçü de önemli.
Ne çok az ne de çok fazla olmalı.
Ama ille de olmalı.
Sıfır kilometre siyasiler elbette olacak.
Arada bunu da söylemeden geçmek istemem.
Mutlaka kişi bireysel kapasitesi ile adaptasyon sürecini çok hızlı gerçekleştirip ileriye doğru gidebilir.
Bu da mümkündür.
Ama çok da kolay değildir.
Herkes yapamaz.
O nedenle de seçime çeyrek kala bunu paylaştım.
Bakalım ne kadarını görmek mümkün olacak.
Siyasetin suyunu içmeden ekmeğini yemek olmaz
Aziz Karaaziz
Yorumlar
