Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin, pazartesi günü gerçekleştirilecek üçlü görüşme öncesinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Holguin, görüşmeden sonuç çıkmaması halinde “Ben gidiyorum” diyerek mevcut girişimin başarısız olmasının Kıbrıs sorununa “çok büyük zarar” vereceği uyarısında bulundu.
Cyprus Mail gazetesine konuşan Holguin, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis ile gerçekleştireceği üçlü görüşmenin Kıbrıs sorununun geleceği açısından önemli olduğunu vurguladı.
“Bu girişim başarısız olursa çok büyük zarar doğar”
Holguin, Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını hedefleyen mevcut girişimin başarısız olması halinde ciddi sonuçlar doğabileceğini belirtti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in yeterli hazırlık yapılmadan yeni bir 5+1 toplantısı düzenlemek istemediğini kaydeden Holguin, geçmişteki başarısız toplantıların tarafları birbirinden daha da uzaklaştırdığını söyledi.
“İşte bu nedenle Genel Sekreter iyi hazırlanılmadan 5+1 toplantısına gitmek istemiyor. Bu kez farklı olması gerektiğini söylüyor. Çünkü her başarısız toplantının tarafları daha fazla böldüğü düşünülüyor.”
Geçen yıl temmuz ayında New York'ta gerçekleştirilen genişletilmiş toplantıyı örnek gösteren Holguin, söz konusu toplantının taraflar arasındaki ayrılıkları derinleştirdiğini savundu.
“Çok kötü bir toplantıydı. Tarafları birbirinden uzaklaştırdı ve yeniden bir araya getirmek daha fazla zaman aldı. Üstelik o toplantıda bir geçiş noktasının açılması için ilk fırsat ortaya çıkmıştı. Bugün hâlâ anlaşmaya varılmasını bekliyoruz.”
“Müzakereler dönüşümlü başkanlıkla başlasın”
Holguin, Kıbrıs sorununda yaklaşık on yıldır devam eden çıkmazın aşılması için müzakerelerin herhangi bir ön koşul olmaksızın başlamasını önerdi.
Ancak müzakerelerin ilk gündem maddesinin dönüşümlü başkanlık olması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının dönüşümlü başkanlık ilkesinin müzakereler başlamadan kabul edilmesini istediğini, Rum tarafının ise konunun müzakere masasında ele alınmasını savunduğunu hatırlatan Holguin, bu anlaşmazlığın başlangıçta çözülebileceğini belirtti.
“Belki de müzakerelere ön koşulsuz başlamayı düşünmeliyiz. Ancak ilk gündem maddesi dönüşümlü başkanlık olmalı. Böylece aylarca müzakere yapılıp en sonunda bu konunun ele alınması yerine, işe bununla başlanır. Anlaşma sağlanırsa devam edilir, sağlanamazsa süreç sona erer.”
Dönüşümlü başkanlığın güç paylaşımı açısından temel bir mesele olduğunu vurgulayan Holguin, “Bu, herhangi bir çabayı engelleyebilecek bir konudur. Temel bir meseledir. Önce bu konuda anlaşılırsa tarafların niyetleri de netleşir” dedi.
Önerisini henüz liderlere sunmadığını belirten Holguin, pazartesi günü konuyu gündeme getirebileceğinin sinyalini verdi.
Yeni geçiş noktalarında anlaşma beklentisi
Holguin, pazartesi günü yapılacak üçlü görüşmede yeni geçiş noktaları konusunda anlaşmaya varılabileceğine işaret etti.
Görüşmeden bir güven artırıcı önlemler paketi çıkmasını başarı olarak değerlendireceğini belirten Holguin, Cenevre'de kararlaştırılan konuların aradan geçen uzun süreye rağmen tamamlanamadığını söyledi.
Geçen yıl mart ayında Cenevre'de gerçekleştirilen genişletilmiş toplantıda dört yeni geçiş noktasının açılması konusunda karar alındığını hatırlatan Holguin, yaklaşık 20 ay geçmesine rağmen somut sonuç elde edilememesini eleştirdi.
“Neredeyse bir buçuk yıl harcadık. Sanki zaman o kadar önemli değil.”
Holguin, geçiş noktalarının yanı sıra çevre projeleri, kültürel eserler, gençlik komitesi, sivil toplumun sürece katılımı ve mayın temizleme gibi konularda da ilerleme sağlanması gerektiğini vurguladı.
Hristodulidis'in 19 maddelik önerisine eleştiri
Holguin, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis'in eylül ayında gündeme getirdiği 19 maddelik öneri paketini de değerlendirdi.
Hristodulidis'in söz konusu maddeleri içeren yazılı bir belgeyi kendisine sunmadığını açıklayan Holguin, “Biliyor musunuz, bize hiçbir zaman bir belge vermedi” dedi.
Rum liderin Maraş, Mağusa ve ticaret gibi büyük konuların yanı sıra Pile festivaline katılım gibi küçük konulardan söz ettiğini belirten Holguin, bunların bazılarının güven artırıcı önlem olarak bile değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Holguin, Hristodulidis'in önerileri arasında iki liderin gençlik, kültürel miras ve sivil toplum komiteleriyle gerçekleştirdikleri ortak toplantıların da bulunduğunu belirtti.
“Pile festivali dördüncü oluyor. Lefkoşa belediye başkanlarının projesini görmek beşinci. Biliyorsunuz, bunların hiçbiri gerçekten güven artırıcı önlem değil.”
Gerçek güven artırıcı önlemlerin geçiş noktaları ve somut projeler olması gerektiğini vurgulayan Holguin, “Hristodulidis'in yeni fikirleri iyi olabilir ama önce diğerlerini tamamlamamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Erhürman'ın dört maddelik metodolojisini de eleştirdi
Holguin, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın müzakerelerin başlaması için ortaya koyduğu dört maddelik metodolojiye ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
“Pazartesi günü güven artırıcı önlemler paketi üzerinde anlaşabilirsek, ardından metodoloji üzerinde çalışmamız gerekecek” diyen Holguin, Erhürman'ın yaklaşımına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Tufan'ın metodoloji dediği şey bir metodoloji değil.”
Holguin, bir anlaşmanın metodolojisinin usule ilişkin adımları, zaman çerçevesini, gündemi ve süreç tıkandığında ne yapılacağını kapsaması gerektiğini söyledi.
“Seçim kampanyası süreci daha da zorlaştırabilir”
Holguin, Kıbrıs sorununda ilerleme sağlanmasının önündeki engellerden birinin de seçim siyaseti olabileceğini belirtti.
Rum tarafında 2028 başkanlık seçimlerine yönelik kampanyanın fiilen başlamış olmasına dikkat çeken Holguin, “Gelecek yılın seçim kampanyasının işleri daha zor ve karmaşık hale getirebileceğini düşünüyorum” dedi.
Pazartesi günü anlaşma sağlanamaması halinde Guterres'in yeni BM Genel Sekreteri'ne yalnızca bir rapor sunacağını belirten Holguin, bundan sonraki adımların yeni Genel Sekreter'in kararına bağlı olacağını söyledi.
“Pazartesi hiçbir şey olmazsa ben gidiyorum”
Holguin, BM'nin başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerini yeniden başlatıp başlatmayacağı konusunda belirsizlik bulunduğuna dikkat çekti.
“Bu liderlere bağlı olacak. Ancak bilmediğim şey şu: BM bir çözüm çağrısında bulundu, yardım çağrısında bulundu, bir temsilcinin gelmesini istedi ve yıllar sonra hiçbir şey olmadı. Bunun yeniden tekrarlanıp tekrarlanmayacağını bilmiyorum.”
Holguin, pazartesi günü bir sonuç elde edilmesi için yoğun çaba göstermesinin nedenini ise şöyle açıkladı:
“Çünkü bir şey olursa süreç yaşamaya devam eder.”
“Bu, bir süreç oluşturma çabasının sürecidir. Ama çaba canlı kalırsa yeni Genel Sekreter'in bunun üzerinde çalışmaya devam etmesi kolay olur. Pazartesi hiçbir şey olmazsa sanki her şey bitmiş gibi olacak. Pazartesi bir şeyler olabileceği ve sürecin canlı tutulabileceği konusunda iyimserim. Böylece süreç yeni Genel Sekreter'e canlı bir şekilde ulaşabilir.”
Holguin, pazartesi günü hiçbir gelişme yaşanmaması halinde “Ben gidiyorum” ifadelerini kullandı.
Guterres görevden ayrılmadan 5+1 toplantısı yapılabilir
Holguin, pazartesi günü güven artırıcı önlemler üzerinde anlaşma sağlanması halinde Guterres'in görev süresi sona ermeden yeni bir genişletilmiş toplantı düzenlenmesinin mümkün olabileceğini söyledi.
Guterres'in bu ay yoğun bir programı bulunduğunu belirten Holguin, aralık ayının başında toplantı için zaman yaratılabileceğini ifade etti.
“Belki aralık ayının başında zamanı olabilir ve bir toplantı çağrısı yapmaya karar verebilir. Ancak gerçekten karara bağlanmış konular olduğundan emin olması gerekiyor.”
Holguin, bunun mümkün olmaması halinde toplantının yeni BM Genel Sekreteri tarafından gerçekleştirilmek üzere hazırlanabileceğini de belirtti.
“BM geçmişteki karmaşadan ders çıkardı”
Holguin, geçmiş müzakerelerde sağlanan yakınlaşmaları içeren belgenin neden henüz taraflara verilmediğini de açıkladı.
Rum tarafının belgenin hemen sunulmasını istediğini belirten Holguin, 2013 yılında dönemin BM Temsilcisi Alexander Downer tarafından hazırlanan yakınlaşmalar belgesinin yarattığı sorunları hatırlattı.
Belgenin dönemin liderleri Nikos Anastasiadis ve Derviş Eroğlu'na sunulmasının ardından tarafların birbirlerini suçlamaya başladığını söyledi.
“Büyük bir karmaşa çıktı. ‘Ben bunu ne zaman yaptım?’, ‘Bu doğru değil’ diyerek birbirlerini suçlamaya başladılar. Sonuçta tarafları birleştirmek yerine daha fazla böldünüz. BM bu kez bunu istemiyor. Dersimizi aldık.”
Holguin, yeni yakınlaşmalar belgesinin hazır olduğunu ancak müzakereler başladığında kullanılmak üzere bekletildiğini belirtti.
“Belgeyi hazırladık çünkü taraflar, özellikle de Kıbrıslı Rumlar, bunu istedi. Ancak belgenin sızdırılması ve tarafların birbirlerini suçlamaya başlaması için hazırlanmadı.”
“Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler artık eskisi gibi değil”
Holguin, Kıbrıs sorununa ilişkin bölgesel koşulların da geçmişe göre daha karmaşık hale geldiğini söyledi.
Garantör ülkelerin görevinin liderlerin kararlarını desteklemek olduğunu belirten Holguin, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin geçmişteki olumlu düzeyinde olmadığını ifade etti.
“Özellikle 2024 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında çok iyi ilişkiler vardı. Şimdi durum böyle değil. Şimdi biraz daha karmaşık.”
İsrail'le ilgili bölgesel gelişmelerin de durumu zorlaştırdığını belirten Holguin, bazı garantör ülkelerden Kıbrıs konusunda destek almanın daha karmaşık hale geldiğini söyledi.
Bölgedeki gerginliklerin Kıbrıs çözümünü zorlaştırıp zorlaştırmadığı sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Ben konuya diğer taraftan bakıyorum. Garantör ülkeler birbirine daha yakın olsaydı, işler daha kolay olabilirdi.”






