Girne Kaza Mahkemesi’nde görülen gemi faciasına ilişkin davanın yedinci duruşmasında, geminin sefer ve ses kayıtlarını tutan VDR cihazının 28 Ağustos’ta kapatıldığı ve kaza gününe kadar kayıt alınamadığı açıklandı. Savunma avukatları polisin soruşturmayı yavaş yürüttüğünü savunurken, dosyada “suikast” ihtimalini de gündeme getirdi.

Gemi faciasına ilişkin soruşturma kapsamında Girne Kaza Mahkemesi’ne çıkarılan şirket direktörü A.Ö., gemi kaptanı M.Ö., ikinci kaptan M.S., baş makinist Z.Ö., ikinci makinist M.G. ile mürettebat S.E., K.K., V.H. ve R.İ. hakkında “tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme sebebiyet verme” suçlaması getirilmişti.

Kara Kutu 28 Ağustos'ta kapatılmış

Duruşmada polis, geminin VDR cihazına ilişkin incelemenin sürdüğünü ve ilk incelemede cihazın 28 Ağustos’ta kapatıldığının belirlendiğini açıkladı. Cihazın kaza gününe kadar kapalı kaldığı, bu nedenle olay gününe ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı belirtildi.

Daha önceki tarihlere ait ses kayıtlarında ise “Bu gemi bu sezonu çıkarmayacak” ifadesinin yer aldığı aktarıldı. Kaptanın, VDR cihazının durumunu Liman Başkanı’na veya ilgili bir yetkiliye bildirmesi gerektiği, ancak bu konuda herhangi bir bildirimde bulunmadığı ifade edildi.

Sefer öncesinde açık olması gereken cihazın kaptan köşkünde bulunduğu, ses kayıtlarında bu bölüme mürettebattan bazı kişilerin de girdiğinin duyulduğu belirtildi. Cihaz kapalıyken gemide uyarı sinyallerinin görüldüğü, ancak 28 Ağustos’tan kaza gününe kadar kayıt alınamadığı kaydedildi. VDR cihazındaki uyarıların Limanlar Dairesi’ne iletilmediği, yalnızca kaptan köşkünde görülebildiği de aktarıldı.

Duruşmada olguları aktaran Polis Müfettiş Muavini Mehmet Mannaş, geminin seyir veri kayıt cihazının (VDR) incelenmesinde, 28 Ağustos 20.30 sıralarında ayak sesi duyulduğunu, ardından cihazın ses kaydının kapandığını ve kaza günü olan 30 Ağustos’a ilişkin kayıt bulunmadığını söyledi.

İddia makamı avukatı, cihazla ilgili durumun doğrudan bir sorumluluk doğurduğunu belirterek, gelişmelerin farklı suçlamalara da yol açabileceğine işaret etti.

Savunma avukatından"suikast" ihtimali

Savunma avukatı, VDR cihazının 25 Eylül’de bulunduğunu, 30 Eylül’de Türkiye’ye gönderildiğini ve 1 Ekim’de Polis Genel Müdürlüğü (PGM) tarafından teslim alındığını belirtti.

Cihazın kapalı olduğunun 2 Ekim’deki duruşmada anlaşılabilecek durumda olduğunu savunan avukat, bunun daha önce tespit edilememesini eleştirerek PGM’nin soruşturmayı çok yavaş yürüttüğünü ileri sürdü. Avukat, dosyada bir “suikast” girişimi ihtimalinin de bulunabileceğini ifade etti.

Önceki duruşmalarda polis tarafından soruşturulacağı belirtilen konular hakkında sorular yönelttiklerini aktaran savunma avukatı, polisin bu sorulara “cevap henüz verilmedi” yanıtını verdiğini söyledi. Geminin hasarlı bölümünün incelenmesi, fotoğraflar ve onarım işlemlerine ilişkin soruların da yanıtsız kaldığını belirten avukat, 30 Ağustos’taki facianın ardından bu konularda hâlâ yanıt alınamadığını kaydetti.

"Arama kurtarma ekipleri 5-6 dakikada ulaşılabilirdi"

Savunma avukatı, arama kurtarma ekiplerinin gemi faciası bölgesine 5-6 dakika içerisinde ulaşabileceğini ifade etti. Geminin hasarlı bölümünde yapılan tamiratlar ve bu işlemlerde kullanılan ürünler konusunda şirket direktörünün bilgisinin olmadığını da savundu.

Polisin yeterli araştırmayı yapmadığını ve tahkikatı yavaş ilerlettiğini ileri süren avukat, zanlılardan hiçbirinin ölümlere neden olmadığını iddia etti.

İkinci kaptanın savunma avukatı ise soruşturmanın yavaş ilerlemesi nedeniyle zanlıların e-posta adreslerinin şifrelerinin değiştirildiğini öne sürdü. Polis bu iddiayı kabul etmezken, e-postalara erişemediklerini belirtti.

Duruşmada zanlılar hakkında 7 gün tutukluluk kararı verildi.