İyice iç siyasetin rüzgarına kendimizi kaptırmaya başladık.
Zaten istesek de bu rüzgara karşı duramayız, çünkü çok yakında seçim var.
Hatta iki seçim birden.
Hem geneli hem de yereli sandığa soracağız, sandık da karar verecek.
İlk kez bu şekilde bir seçim geçireceğiz.
İki önemli seçim iç içe geçmiş bir şekilde aynı günde olacak.
Kafalarda çok fazla soru işareti de var.
Belki güzel olacak belki de olmayacak.
Sonunda “sakın bir daha böyle bir şey denemeyelim” de diyebiliriz.
Kim bilir belki de çok güzel bir şekil de ortaya çıkabilir.
Ve bundan sonra hep böyle olsun da diyebiliriz.
Sadece seçim sonuçları değil, uygulamanın da nasıl olacağını merak ettiğimiz bir süreçteyiz.
İşte tam da bu süreçte Kıbrıs’taki iki lider “görüşmeye devam” dediler.
Başlığı bu konuda olan bir yazıda bile Kıbrıs konusuna iç siyaseti konuşarak girdik ve kaçıncı satırın sonunda ancak öze gelebildik.
Bizde olduğu gibi onlarda da seçim zamanı.
Çanlar çalmaktalar ve çok uzakta da değiller.
Biz 2026’nın sonunda onlar ise 2028’in başında seçime gidecekler.
Biz parlamentoyu ve belediyeleri seçeceğiz.
Ama onlar “Başkan” seçecekler.
Hatta onlara göre tüm Kıbrıs’ın başkanı seçilecek.
Şimdiden ortam ısınmaya başladı bile.
ELAM’ınn yükselişi ile birlikte Hristodulidis onlara yaklaşmak için bir çok adım attı.
Karşılığını da alacaktır mutlaka.
Ama bunun için yapması gerekenler var.
Tabii ki Kıbrıs konusunda.
ELAM’ın siyasi çizgisi eksenin bir hareket tarzı yapmazsa eğer Hristodulidis istediği desteği alamaz.
O nedenle de yapacaktır.
Yapmaya da başladı zaten.
Diğer yandan DİSİ’nin de desteğine şiddetle ihtiyacı var.
Onlarda da sular ısınmış durumda.
Eski DİSİ Başkanı Averof Neofitu’nun New York bitmeden yapmış olduğu “başkanlığa adayım” çıkışı sadece şimdiki DİSİ Başkanı Annita Demetriou’nun değil, Hristodulidis’in de hesaplarını zora sokmuştur.
Zaten Neofitu’nun niyeti de buydu.
Bu şekilde bir sıcak kuşak boynuna dolanmışken Hristodulidis’in Kıbrıs meselesinde Rum ulusal politikasından geri adım atacağını kimse beklemesin.
Aklı başında hiçbir Rum siyasetçisi bunu yapmaz.
Hristodulidis de yapmayacaktır.
Hali hazırda zaten Kıbrıs meselesinde de işler yolunda değil.
New York tam bir fiyasko olmuştur.
Guterres eminim ki bu noktadan sonra artık pes etmiştir ve “son bir deneme” olarak başlatmak istediği sürecin çöktüğünü, daha doğrusu trenin yola dahi çıkamadan devrildiğini kabul edecektir.
Zaten görev süresinin de son günlerine geldi.
Bu koşullar altında iki lider haftaya Salı günü yeniden baş başa görüşecekler.
Hristodulidis teklif etti ve Erhürman da olur dedi.
Ama ellerinde yeni bir şey yok.
Eskiler de zaten ölü doğmuştu.
Şimdi iki lider yeniden ve elleri boş bir şekilde bir araya gelecekler.
Erhürman Güven Yaratıcı Önlemleri konusunda ısrarlı.
Hristodulidis ile “masaya hemen ve koşulsuz oturalım” ısrarında.
Çok da ümit yok.
Görünen odur ki Salı günü son kez baş başa görüşecekler ve anlaşmalı bir “ara verme” yaşanacak….