Birinci tarih, Türklerle Rumların eşit ortaklığında 16 Ağustos 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin, Rumların hayallerindeki ENOSİS’İ gerçekleştirmek amacıyla Türkleri imha için hazırlanmış olan AKRİTAS Planının Yunanistan desteğinde uygulanmaya konan ve Türklere yapılan silahlı saldırıların Kanlı Noel olarak tarihe geçen barbarlığın ayni zamanda da Cumhuriyete karşı yapılan birinci darbenin dolayısıyla KIBRIS SORUNUNUN BAŞLADIĞI tarihtir.

İkinci tarih ise, nüfusça fazla ve daha güçlü olan Cumhuriyetin eşit ortağı Rumların EOKA tedhiş örgütünün, Türklere karşı saldırılarını ada geneline yayan, saldırmadık Türk bölgesi bırakmayan, Cumhuriyetin bütün organlarını gasp eden, Türkleri çalıştıkları Devlet organlarından silah zoruyla kovan, 103 köyden göç ettiren onları abluka altına alan, barikatlarla seyahatlerini engelleyen, işine gücüne davarının başına, bağına bahçesine gitmelerini engelleyen, çadır baraka mağaralarda, terk edilmiş viranelerde, tarihi kiliselerde en ilkel şartlarda korku endişe ve tehlike içinde yarı aç yarı çıplak yaşamaya mecbur edip saldırılarla canlarından edenleri;

BMGK’nin Kıbrıs meselesiyle ilgili olarak yaptığı toplantıda, sorunun 3 ay içinde halli için Kıbrıs’a Barış Gücü askerinin gönderilmesi, 3 aylık süre için Cumhuriyet yönetiminin ve egemenliğinin saldırgan darbeci tarafın idaresine verilmesi, Barış Gücünün de saldırıların çatışmaların durması için Rum idaresindeki yönetime yardımcı olmasını içeren 186 sayılı HUKUK DIŞI, TARAFLI, GERÇEKLERE AYKIRI, YARGISIZ İNFAZ KARARININ alındığı tarihtir.

Bu Hukuksuz karar belki de BMGK’nin şimdiye kadar aldığı kararlar içindeki en aşağılık en hukuk dışı, en Adaletten yoksun, en büyük taraflı , en haksız, en zararlı karar olarak tarihe geçecektir. Zira bu ucube kararla deyim yerindeyse kümesteki tavuklar tilkilere teslim edilmiş demektir. Saldırıları ve Cumhuriyete darbeyi yapan adada kan akıtan, Cumhuriyetin Kuruluş Antlaşmalarını ve Anayasasını çiğneyen zaten Rumlar. İşte Cumhuriyetin yönetimi bunlara teslim edilmiştir Türklerin ortaklık haklarıyla birlikte, bu olacak şey midir????

Olmadığı da apaçık ortadadır, soruna çözüm değil çözümsüzlük getirmiştir. Cumhuriyetin teslim edildiği taraf Rumlar EOKA B, anaları Yunanistan ile birlikte Yunanistan’da hazırlanan bir saldırı planıyla ki adı İFESTOS’tur, 15 TEMMUZ 1974’TE Cumhuriyete İKİNCİ BÜYÜK DARBEYİ yapmışlardır bütün dünyanın gözleri önünde, ekranlardan tüm dünya izlemiştir, akabinde büyük savaşa da sebep olmuştur, karar uzatmalarla gün itibarıyla 752 aya varmıştır. Fazla uzatmayacağım, her şey biliniyor zaten de bilmezden geliniyor, kurtarmaz da ondan. Şimdi gelelim esas sorularımıza, hani kimseciklerin sormadığı, umurunda olmadığı bütün sıkıntılarımıza, dünyadan izole ambargolarla bir kenara atılmamızın sebeplerini hem 186 nın hesabını sormaya.

21 Aralık 1963’ten 4 Mart 1964’e kadar geçen iki buçuk aylık zaman diliminde Kıbrıs Türk Halkı ne gibi suçlar işledi ki Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklığı elinden alınıp diğer ortak Rumlara verildi??? İşlediği suçlar ne kadar çok ve ne kadar büyüktür ki 752 aydır cezalar habire artırılmaktadır??? 3 aylık diye alınan karar nasıl olur da 752 aya ulaştığı halde son bulmuyor??? Uzatmalarla da sabit olduğu açıkça sabit olan 186 sayılı karar Yargısız infazın ta kendisidir. BMGK’nin adaleti bu mudur??? Bizler, neye dayanarak biz Kıbrıs Türk Halkını ASİ olarak lanse edip sanık olarak ilan ettiniz da hem saldırgan darbecileri üzerimize daha da saldırmalarına teşvik edip, fırsat yaratıp üstünden de sözde Barış Gücünü de saldırganlara yardımcı olsun diye de karara bağladınız?????. Şimdi de haklı durumda gördüğünüz Rom ortağın iki buçuk aylık süre zarfında neler yapmışlar, ne büyük fedakarlıklar ne büyük iyi niyetler ne büyük barış çabaları yapmışlar da onları haklı ve masum addedip ceza yerine mükafat olarak Kıbrıs Cumhuriyetinin bütün yönetimini ve egemenliğini tek taraflı olarak ve Türk ortağın haklarıyla birlikte onlara altın tepside hediye ettiniz????? Bütün bunların cevabını BM olarak sizden isteriz.

Ey Kıbrıs Türk Halkı hem yetkileri hem Akademisyenleri, siyasi partileri, sendikaları, dernekleri, odaları, birlikleri vs. Bizim suçumuz nedir varsa tabii, hiç merak etmediniz sormaya?? Da 63 senedir masum olduğumuz halde sanık sandalyesinde haksızca oturtulduğumuza, yargısız infazla EBEDİ cezalandırılmamıza ses çıkarmaz adeta kabul etmiş gibi sindiniz????? BM GS bay Guterres geldi kimse ses çıkarmadı aksine aleyhimize sloganlar atıldı, pankartlar taşındı, cezaya müstahakmışız gibi. 27 AB ülkesi Liderleri geldi çağrı yaptık yeri göğü inletelim, haklarımızı savunalım, hiçbir şey olmadı. Derdiniz nedir, Rum Apostolunun çizmesi altına mı girelim, yok mu Devletimizi, haklarımızı, haklılığımızı koruyacak, savunacak, zarar verenlere dur diyecek?? İkiye bölünmüş bir Dava MİLLİ olabilir???