KKTC yükseköğretimi, dalgalarla boğuşurken güvertesinde hâlâ ders yapılan bir gemiye benziyor. Hayat pahalılığı yelkenlerini hırpalıyor, tanınmamışlık çapasını ağırlaştırıyor, diploma usulsüzlüğü iddiaları ise gövdesindeki güven perçinlerini gevşetiyor.
Buna rağmen gemi yol alıyor; bütün sektörü birkaç şaibe üzerinden batmış ilan edenler, içerideki akademik emeği de suya atıyor. Fakat kaptan köşkünden sürekli “Her şey yolunda!” diye seslenmekle çatlakların kapanacağını sananlar da denizi basın bülteniyle sakinleştirmeye çalışıyor.
Bağımsız Gazetesi’nin haberine göre; Yakın Doğu, Uluslararası Kıbrıs, Lefke Avrupa ve Doğu Akdeniz üniversiteleri olmak üzere Times Higher Education’ın (THE) 2027 Dünya Üniversite Sıralaması’nda KKTC’den 4 üniversite de listede yer aldı Bu görünürlük, sisin içinde dört deniz feneri gibi, burada hâlâ bilim üretildiğini hatırlatıyor.
Elbette sevinelim; fakat madalyaları gövdeye kaynak yapıp su sızıntısını durduramayız. Uluslararası sıralamalar akademik performansın göstergeleridir; bütün işleyişi temize çıkaran birer beraat kararı değildir.
Üniversitenin en kıymetli varlığı gösterişli giriş kapısı değil, diplomasının arkasında durabilmesidir. Diploma emeğin tapusuysa, usulsüzlük şüphesi o tapunun üzerine düşen kara lekedir; lekeyi reklam deterjanıyla çıkarmaya kalkmak, güveni daha da aşındırır.
Yıllardır üniversite tabelalarını sayıp kalkınma hesabı yaptık. Keşke tabela çoğalınca bilim, kontenjan büyüyünce talep, kampüs genişleyince kalite de kendiliğinden çoğalsaydı!
Öğrencinin bütçesi ise bu masala pek inanmıyor. Kira, ulaşım ve günlük yaşam giderleri yükseldikçe, broşürdeki “eğitim adası” öğrencinin cebinde pahalı bir adaya dönüşüyor.
Üstelik boş kalan her sıra, kampüs dışında da bir sandalyeyi boşaltıyor. Öğrenci kaybı, esnafın kasasından ev sahibinin gelirine kadar ekonominin damarlarında hissediliyor; mesele yalnızca rektörlüklerin muhasebesi değil.
Tam burada YÖDAK’ın ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi, yangından sonra fotoğraf çektirmek değil, kıvılcımı zamanında görmektir. Bağımsız ve sürekli denetim; kayıt, sınav, not, mezuniyet ve diploma süreçlerinin her adımını izlenebilir kılmalıdır.
İç kalite birimleri de raflara rapor istifleyen akademik dekorlar olmaktan çıkmalıdır. Şeffaflık, törenlerde söylenen güzel bir kelime değil, gerektiğinde kurumun kendi kusurunu da görünür kılan bir ışıktır.
Kasası nefessiz kalan üniversitenin laboratuvarı da bir süre sonra soluksuz kalır. Bu yüzden mali sürdürülebilirlik ile akademik kaliteyi ayrı odalara kapatmak, aynı geminin iki deliğinden yalnızca birini onarmaktır.
KKTC yükseköğretimi bütün güçlüklere rağmen ayakta; bu direnç küçümsenemez. Ama ayakta duran her bina sağlam olmadığı gibi, öğrenci alan her kurum da güven sınavını geçmiş sayılmaz.
Artık alkışın ölçüsü açılan kapılar değil, o kapılardan çıkan mezunların niteliği olmalıdır. Çünkü geleceği taşıyacak olan, duvara asılan sıralama belgesi kadar, tereddütsüz güvenilen diplomadır.
