Kıbrıs sorununun sadece federal bir çözümle nihayete varabileceğini düşünen çok sayıda insanımız var. Ancak 60 yıldır devam eden görüşme sürecinde bunun bir türlü neden kabul görmediğini incelemiyorlar ya da inceleseler bile başka bir alternatif olmadığı inancıyla “olmayacak duaya amin” demeye devam ediyorlar!
Neden olmayacak dua peki? Cevabı çok basit; Rum liderliği (Hrisostulidis değil sadece, geçmiş ve gelecekteki Rum Liderleri) Kıbrıs adasının Kıbrıs Rumlarının olduğunu, Kıbrıs Türklerinin ise bu adanın azınlıkları olduğunu düşünüyor.
İşte bu kadar basit bir düşünce nedeniyle 60 yıldır çözüm olmuyor.
Diğer tüm başlıklar fasa fiso.. İşin temelinde eşitliğimizin kabul edilmemesi var. Bu düşünceleri de hiçbir zaman değişmez. Çünkü eğitim sistemini bunun üzerine inşa ettiler. Dini değerlerini de keza öyle..
O nedenle bir arpa boyu bile yol almak bugüne kadar mümkün olmadı.
Her yol alınmış gibi görünen süreçlerde tam “Kıbrıs sorunu çözülüyor” denilen anda Rum tarafı masadan kalkıp kaçtı..
Gerçek tam da bu iken, hala Rum Liderin kendi kamuoyu ve dünya önünde kendisini “çözüm isteyen taraf” (!) gibi sunma oyunu oynadığını görmek istemeyenler var.
Olan biteni iyi gören aydın Kıbrıs Rumları – ki sayıları oldukça azdır- Rum liderin bu oyununu görüp açık şekilde eleştirseler dahi içimizdeki çözümcü aydınlar (!) bu gerçeği bir türlü görmek istemiyor!
İşte son örnek Maraş!
Birlemiş Milletler iki taraf arasında özde hiçbir yakınlaşmanın olmadığını gördüğünden New York’ta bile 3’lü bir görüşme ayarlamadı.
Liderlerin önünde ev ödevi olarak özlü konular yok, 7 maddelik güven yaratıcı önlemler var. Ancak bu GYÖ’lerde bile tek bir adım ilerleme yok!
İlerlemeyi geçtim, hatta gerileme var. Zira Rum liderliği Kıbrıs Türk toplumunun nefes almasına dahi tahammül edemiyor, konserleri iptal ettiriyor, sportif aktivitelere izin vermiyor, hatta Cumhurbaşkanımızın BM’de yapacağı görüşmelerin bile gerçekleşmemesi için adeta kavga ediyor!
İki lider bir araya gelip bir kapı dahi açamazken, Rum lider sanki her şey yolundaymış gibi 19 maddelik öneriler sunuyor ve bunun içerisinde bir de Maraş’a karşılık Gazİmağusa limanın AB yönetiminde açılmasını iliştiriyor.
Oysa Maraş Kıbrıs sorunun minimize bir hali.. “Açıldı” demeyle açılamaz, “BM’ye devrediyoruz” diyerek devredilemez.
Üstelik Maraş oturuma açık olmasa da Kıbrıs Türklerinin elindedir. Biz elimizdeki toprağı verip üzerine bir de Gazimağusa Limanını AB’ye devrederek hem topraktan hem limandan olacağız. Peki karşılığında ne alacağız? Kocaman bir HİÇ!
Akıl işi mi bu öneriye “tamamdır, hemen kabul edelim” demek!.
Bu öneriyi kabul etmediği için Cumhurbaşkanı Erhürman’ı eleştirmek siyasi bir tutum olamaz.. Olsa da akıl tutulması olarak nitelendirilebilir!
Bu arada açılacak denen Gazimağusa Limanı zaten açıktır. Geçmişte farklı ülkelerden gemiler de geldi bu limana ama sözüm ona “çözümcü Rum Lider” Gazimağusa limanını kullanan gemilerin kaptanları hakkında tutuklama kararları aldırtmaya başlayınca sorun başgösterdi!
Özetle; Rum’un niyetini görelim, içimizdeki Rum hayranlarının yönlendirmelerine de dikkat edelim..