Failleri de Rumlarla anaları Yunanistan’dır, bu kadar açık ve net. BMGK olarak sen kalk, yıllardan beri Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmek maksadıyla yani ENOSİS için, Rumların anası Yunanistan desteğinde kurduğu EOKA adlı terör örgütünün silahlı saldırılarla adayı kana bulamasını görmezden gel, adada en az Rumlar kadar hak sahibi olan Kıbrıs Türk Halkının saldırılar sonucu çok sayıda can ve mal kayıplarına uğratılmasına, evlerinden yerlerinden bağından bahçesinden edilip binlerce Türkün göç ettirilmesine, mal mülklerinin tepe tepe kullanılıp bazılarının talan edilip yakılıp yıkılmasına, hayatta kalmak için canını dişine takan Türk Halkının barakalarda, yıkılmaya yüz tutmuş viranelerde, tarihi kiliselerde mağaralarda ve çadırlarda ilkel şartlarda zar zor hayata tutunmasına, varını yoğunu ortaya koyarak kendini savunmasına, çok zor şartlarda yarı aç yarı çıplak beş parasız, işsiz güçsüz abluka altında saldırılara da maruz kalmasına seyirci kal.

Ardından, 1959-60’ta Zürih-Londra Antlaşmalarıyla EŞİT kurucu ortaklar olarak Türklerle Rumların ortaklığında, Anavatanlar Türkiye ve Yunanistan olarak İngiltere de beraber Antlaşmanın garantörleri olarak da imza koymalarıyla 16 Ağustos 1960’ta hayat bulan Kıbrıs Cumhuriyeti Devletinin kurulmasının hemen akabinde Cumhurbaşkanı, ayni zamanda Baş Piskopos hem EOKA’nın kurucu lideri de olan Makarios’un, Rum halkına yapılan antlaşmanın ENOSİS’e sıçrama tahtası olduğu yönündeki açıklamasını duymazdan gel. Devamla Anayasanın Türkler lehinde hayati öneme haiz olan 13 maddesini değiştirmeye kalktığını bilmezden gel. Makarios’un bu teklifini Türkiye ve Kıbrıs Türk ortağın reddetmesinin ardından 3 hafta sonra, önceden hazırlanmış olan Türkleri imha planı olan AKRİTAS Planını, 3 yıl içinde gizlice hazırladıkları 22 Tabur silahlı milis gücü ve diğerleri ile ayrıca Yunanistan’dan yasa dışı adaya sokulan 20 bin asker ve gemiler dolusu silahlarla 21 Aralık gecesi Türk ortağa karşı ENOSİS amaçlı silahlı saldırıya geçerek Cumhuriyete ilk darbenin yapıldığını umursama.

Cumhuriyetin bütün organlarının işgal edilmesini ve Türk çalışanların devletten kovulmalarını, Türk Meclis üyelerinin Meclise alınmadıklarını, CB Muavini Dr Küçük’ün de makam odasının darmaduman edilmesini, Makarios tarafından da kendisine canını garantiye alamam demesini ve Türk bölgesine geri dönmesini tavsiye ettiğini de bilmezden gel. İlerleyen günlerde Rum-Yunan saldırılarının ada genelinde bütün Türk bölgelerine yayılmasına, çok kan dökülmesine, birçok Türk’ün kaçırılıp kayıp edilmesine hem Kıbrıs sorununu yaratanların kimler olduğuna da kulak tıkayıp aldırış etme. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı olan tarafsız Alman Profesör Sn Horsthoff’un, yapılanların Anayasaya aykırı olduğu hususunda CB Makarios’a yaptığı ikaz ve protestoları bile es geç.

Darbenin üzerinden tam 2 buçuk ay geçtikten sonra dünyayı güya idare eden koskoca BMGK olarak 186 sayılı Adaletten yoksun, gerçeklere aykırı oldubitti kararı alarak, adaya sözde Barış Gücü askeri göndermenin yanı sıra ortak Cumhuriyetin yönetimini geçici ve 3 aylık olarak saldırgan darbeci taraf olan Rumlara teslim et, adada kan dökülmesini durdurmak, saldırıları önlemek, asayişin ve düzenin sağlanması için de Barış Gücü’nün Hükümete yardımcı olmasını karara bağla. Yani bu, kümesi olduğu gibi tilkilere teslim et demektir. A beşli efendiler, sizler bilmez miydiniz Kıbrıs’ta yaşanan gerçekleri, Kıbrıs sorununu ne maksatla hangi tarafın ne zaman başlattığını, saldırıları kimlerin yaptığını, hem mağdur tarafın hangi taraf olduğunu?????

Da masum Türk Halkını bir anda haksızca, gerçeklere ters olarak, Hukuka aykırı olarak ASİ durumuna sokarken hiç vicdanınız sızlamadı mı bre vicdansız, Allahsız çıkarcılar??? Bu kararla Kıbrıs’ta Türklere saldırıların kat be kat artacağını bilerek yaptınız, nitekim de öyle oldu, saldırılmadık Türk bölgesi bırakılmadı, 103 köyden de göç ettirildi. Sonunda da RUM EOKA B TERÖR ÖRGÜTÜ ile YUNAN FAŞİST CUNTASI birlikte 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs Cumhuriyetine ikinci ve büyük darbeyi yaptılar ENOSİS için, 186 kararının verdiği fırsat ve teşvikle. Halbuki, BMGK isteseydi 2 buçuk ay zarfında sorunu dallanıp budaklanmadan kısa sürede halledebilir, vaziyet normale dönebilirdi. 186 sayılı karar saldırılara devamında da savaşa kapıları açtı, mesele budur.

Bu ikinci darbeden sonra Garantör Türkiye, garantörlük haklarını ve yükümlülüklerini kullanarak Cumhuriyete yapılan darbeye meşru müdahalede bulundu. NOKTA. Sonrasında BMGK olarak niçin müdahale etti diye Türkiye’ye karşı cephe alındı, yaptırımlar vs. Eeeee, ne yapması lazımdı, BM olarak savaşlara sebep oldunuz, 3 ay dediniz üstünden 10 yıl geçti, durum son derece kötüye giderek daldırılar artarak savaşa kadar vardı. Eeee siz BEŞLER olarak ne mok yerdiniz oturduğunuz yerde, her iki darbeden de haberiniz olmaması asla ve asla MÜMKÜN değil. 186 yanlış taraflı ADALETTEN YOKSUN kararı aldınız, durum daha da kötüye gitti, Türklere yapılan katliamlar, kaçırılıp kuyulara atılarak katledilenler çook arttı, yıllar geçti Türkler tükenmekle karşı karşıya kaldı ( işte bu yüzdendir, zemin tamamdır dendi, fırsat bu fırsattır dendi, erken ENOSİS için düğmeye bastı EOKA B hem YUNAN CUNTASI, Atina’da hazırlanmış olan darbe planı hem İFESTOS adlı Türkleri imha planı ) da siz ne yaptınız darbenin 5.nci günü, öldürülmekten İngilizler tarafından adadan çıkarılıp huzurunuza getirilen Cumhurbaşkanı Makarios’un savaştan bir gün önce 19 Temmuz 1974’te karşınızda söylediği gerçekler itiraflar ve ifşaatları karşısında kılınız bile kıpırdamadığı için döndü GARANTÖRLER TÜRKİYE VE İNGİLTERE’YE ÇAĞRIDA BULUNDU MÜDAHALE ETSİNLER ACELE OLARAK ZİRA TÜRKLER DE ÇOK BÜYÜK TEHLİKE ALTINDADIR DİYE DE EKLEDİ AĞLAYARAK.

Bu arada bu darbeden hemen sonra Kıbrıs Cumhuriyetinin yıkıldığı ve yerine KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİN KURULDUĞU, CB MAKARİOS’UN DA ÖLDÜRÜLDÜĞÜ VE YERİNE DE TERÖRİST BAŞI NİKOS SAMPSON’UN ATANDIĞI da ayrıca TV ekranlarından bütün dünyaya açıklandı darbeci başı SAMPSON tarafından. Bütün bunlar dünya önünde canlı yaşanırken, siz beşli gadimci yetkili veto sahibi büyük üyeler , yazılan bu gerçekler ortada dururken, 186 Hukuk dışı kararın saldırgan darbecilere ne büyük haksız avantajlar sağladığı ortadayken ve bu sebeplerden dolayı da bütün BM patentli çözüm planları darbeciler tarafından REFERANDUM DA DAHİL ret edildiği gün gibi ortadayken ve 186 ucube karar üzerinden 751 ay gibi çook uzun bir zaman geçtiği halde çözümün olmaması ama çözümsüzlüğün sebebinin ve faillerinin de aşikar olmasına rağmen hala daha ayni haksızlıkları sürdürmenizin karşılığı kelimenin icat edilmediğini, mevcutlarının ise rezaletlerinizin çok gerisinde kaldığından yazma gereğini görmedim, bu kelimelere ayıp olur diye.

Netice itibarıyla, 4 Mart 1964’ten sonra Kıbrıs’ta yaşanan hadiselerin ve bu hadiselerde hayatlarını kaybedenlerin, kayıp olanların, sakat kalanların Türk-Rum hiç fark etmez, EN BİRİNCİ VE ESAS SORUMLULARI BMGK BEŞLİSİDİR.
NOKTA.

Fikret ŞANAL