Rusya’nın Annan Planı sürecinde başlangıçta çözüme destek verdiğini belirten Talat, Kıbrıslı Rumların plana “hayır” demelerinin ardından herhangi bir yaptırımla karşılaşmamak ve süreçten kazançlı çıkmak için Moskova’dan destek istediğini söyledi. Talat, Rusya’nın verdiği desteğin Rum tarafının süreçten kazanan olarak çıkmasını sağladığını savundu. Crans Montana sürecinde ise İsrail’in devreye girerek Rum tarafının masadan çekilmesini sağladığını öne süren Talat, “O dönemde Kıbrıs sorununun çözülmesi İsrail’in işine gelmezdi. İsrail’in Ortadoğu ülkelerine saldırma planı o dönemden beri vardı” dedi. Talat, Rum muhaliflerin aktarımlarına dayandırdığı açıklamasında, Netanyahu’nun Anastasiadis’e, “Kıbrıslı Türkler hâlâ izole ve dışarıda; niye Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iktidarını onlarla paylaşacaksınız?” dediğini ileri sürdü.
“Yakından takip etmek yetmez, daha aktif diplomasi gerekiyor”
KKTC 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin uluslararası alanda daha aktif olması gerektiğini söyledi. Rum yönetiminin politikalarını eleştiren Talat, sonuç alınamasa bile liderler arasındaki diyaloğun sürdürülmesini gerekli gördüğünü belirtti. Seçimlere ilişkin değerlendirmesinde ise CTP’nin açık ara birinci parti olacağını ve tek başına hükümet kurabilecek noktaya gelebileceğini ifade etti.
Kanal T’de yayımlanan Aytuğ Türkkan ile Manşet programına konuk olan KKTC 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat; Kıbrıs sorununu, Rum yönetiminin uluslararası ilişkilerini, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın izlediği politikayı ve ülke gündemini değerlendirdi.
“Türkiye’nin geniş diplomatik ağı kullanılmalı”
Kıbrıs sorununda henüz belirgin bir hareketlenme olmadığını belirten Talat, Rum yönetiminin uluslararası alanda yoğun ilişkiler geliştirdiğini, Türk tarafının ise bu alanda yeterince etkili olamadığını savundu.
ABD ve İngiltere’nin Rum tarafıyla askeri iş birliklerine ve tatbikatlara katılmasını eleştiren Talat, özellikle garantör ülke İngiltere’nin Kıbrıslı Türklerin haklarını da gözetmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin gelişmeleri “yakından takip ettiği” yönündeki açıklamaları yeterli bulmadığını belirten Talat, Türkiye’nin İngiltere ve ABD ile ilişkilerini kullanarak daha güçlü diplomatik girişimlerde bulunması gerektiğini ifade etti.
Talat, “Bu kabul edilebilir bir şey değil. Yakından izlenmesi gereken bir şey değil” diyerek, söz konusu ilişkiler karşısında yoğun diplomatik çaba gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs Türk tarafının diplomatik imkânlarının sınırlı olduğunu söyleyen Talat, Türkiye’nin desteği olmadan uluslararası alanda ilerlemenin de güç olduğunu kaydetti.
“Yeni bir Papadopoulos dönemi yaşıyoruz”
Rum liderliğinin tutumunu geçmişteki Tasos Papadopoulos dönemiyle karşılaştıran Talat, “Yeni bir Papadopoulos dönemi yaşıyoruz” dedi.
Papadopoulos’un açıkça çözüm istemediğini söylemek yerine süreci zorlaştırdığını anlatan Talat, kendi döneminde çalışma grupları ve teknik komiteler kurulması konusunda anlaşılmasına rağmen bunların isimlerinin belirlenmesinde bile ilerleme sağlanamadığını söyledi.
Bugün de benzer bir anlayışla karşı karşıya bulunulduğunu savunan Talat, Rum yönetimini çözüm karşıtı olmakla eleştirdi. Talat, “Her şeye hayır diyen, her şeye ayak koyan bir Rum yönetimi var maalesef” ifadelerini kullandı.
Bu tutum karşısında Türkiye’yi de kapsayan Türk tarafının uluslararası alandaki çabalarını artırması gerektiğini belirten Talat, çok daha aktif bir politika izlenmesini istedi.
“Tanınma politikası sonuç getirmeyecek”
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın yürüttüğü politikanın sonucunun birçok etkene bağlı olduğunu söyleyen Talat, Türkiye ile henüz yüzde yüz uyumlu bir politika belirlenemediğini ifade etti.
Türkiye’nin KKTC’nin tanınması yönündeki yaklaşımının sonuç getirmeyeceğini savunan Talat, Türkiye ile yakın ilişkileri bulunan ülkelerin de KKTC’yi tanımadığına dikkat çekti.
Mevcut uluslararası koşulların Kıbrıs sorununun çözümünü zorunlu kılmadığını değerlendiren Talat, Doğu Akdeniz’deki enerji çıkarları ve uluslararası ilişkilerin süreci etkilediğini söyledi.
Kıbrıslı Türkler açısından ekonomik kazanımların tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Talat, esas ihtiyacın uluslararası güvence olduğunu belirtti.
Talat, “Bizim en büyük derdimiz uluslararası güvence almaktır” diyerek, doğal gaz gelirinin veya ekonomideki iyileşmenin bu güvence sağlanmadan kalıcı bir rahatlık yaratamayacağını savundu. Geçmişte ihracatı etkileyen ABAD kararını örnek gösteren Talat, bir anlaşmanın Kıbrıslı Türkler için gerekli olduğunu söyledi.
“Diyalog kötü şeyleri belli ölçülerde engeller”
Liderler arasındaki görüşmelerin sürdürülmesini gerekli gördüğünü belirten Talat, diyaloğun sonuç vermediği dönemlerde bile önem taşıdığını vurguladı.
Talat, mülkiyet bağlantılı tutuklamalara ilişkin girişimlerin azaldığını savunarak, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın konuyu BM Genel Sekreteri’nin gündemine taşımasının etkili olduğunu söyledi. Bunun, hakkında işlem bulunan kişilerin tutuklanma riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmediğini de belirtti.
Tarafların masada bulunmasının, birbirlerinin uygulamalarını sorgulama imkânı yarattığını ifade eden Talat, “Diyalog kötü şeyleri belli ölçülerde engeller” dedi.
Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği ve pasaportu alamayan çocuklarla ilgili sorunun yalnızca görüşmeler yoluyla çözüleceği beklentisinde olmadığını söyleyen Talat, hukuki girişimlerin önemine işaret etti. Ancak mahkeme süreçlerinde dostane çözüm yoluyla bireysel başvuruların sonuçlandırılabileceğini, bu nedenle emsal karar elde etmenin kolay olmayabileceğini belirtti.
Erhürman’ın tutumuna ilişkin değerlendirme
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın New York’ta üçlü görüşme yapılmasına ilişkin tutumunu değerlendiren Talat, “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var” dedi.
BM Genel Sekreteri’nin yaklaşımı öğrenilerek buna göre tavır alınmışsa bir sıkıntı görmediğini belirten Talat, Genel Sekreter’in o süreçteki tutumunu bilmediği için kesin bir değerlendirme yapamayacağını söyledi.
BM Genel Sekreteri’nin taleplerinin ve değerlendirmelerinin önem taşıdığını vurgulayan Talat, bunların BM kayıtlarına geçtiğini ve tarafların tutumlarını etkileyebildiğini ifade etti.
“Maraş ve liman önerileri yeni değil”
Maraş ile Mağusa Limanı’nı kapsayan önerileri de değerlendiren Talat, bunların geçmişte gündeme gelen güven yaratıcı önlemlerin yeniden sunulması olduğunu söyledi.
Benzer girişimlerin daha önce ayrıntılar aşamasında tıkandığını belirten Talat; yönetim, polis ve yargı yetkisinin kimde olacağı gibi meselelerin çözülmeden ilerleme sağlanamayacağını savundu
Rum tarafının, Türk tarafı öneriyi kabul etse bile ayrıntılarda sorun çıkaracağını ileri süren Talat, Maraş meselesinin Kıbrıs sorununun temel anlaşmazlıklarını içerdiğini ifade etti.
Doğal gaz boru hattı konusunda ise Türkiye’nin kararlı göründüğünü söyleyen Talat, projenin geleceğinin ekonomik ve uluslararası ilişkilerden nasıl etkileneceğinin henüz bilinmediğini kaydetti.
“CTP açık ara birinci parti”
Seçimlere ilişkin öngörüsünü paylaşan Talat, “CTP her hâlükârda birinci partidir. Hatta açık ara birinci partidir” dedi.
CTP’nin büyük ihtimalle tek başına hükümet kurabilecek noktaya gelebileceğini belirten Talat, partinin yaptırdığı kamuoyu yoklamalarının sonuçlarından haberdar olmadığını da söyledi.
Hükümetin sürdürülebilirliği açısından milletvekili sayısının önemine dikkat çeken Talat, 26 milletvekilinin yeterliliğinin tartışılabileceğini, 27-28 milletvekiliyle tek başına hükümet kurulmasının ise olumlu olacağını ifade etti.
Elektrik yatırımları ve ihalesiz yakıt alımına eleştiri
CTP’nin geçmiş hükümet dönemlerindeki icraatlarının küçümsenmesine tepki gösteren Talat, elektrik üretimine yönelik önemli yatırımların CTP hükümetleri döneminde yapıldığını savundu.
O dönemde elektrik sorununun çözüldüğünü, ardından yatırım eksikliğiyle yeniden biriktiğini belirten Talat, mevcut sorunun “50 yıllık” olarak sunulmasına karşı çıktı.
Türkiye’den sağlanan mobil santrallerin yüksek maliyetle üretim yaptığını ileri süren Talat, bunların yedek ve acil durumlar için kullanılması gerektiğini söyledi.
İhalesiz yakıt alımını da eleştiren Talat, taşıma bedelinin karşılanmasının yakıtın ücretsiz olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Yakıtın hangi fiyattan satın alındığının araştırılmasını isteyen Talat, muhalefetin de bu konuda daha fazla çalışma yapması gerektiğini ifade etti.
“CTP-UBP koalisyonunu zor görüyorum”
Olası bir CTP-UBP koalisyonunu değerlendiren Talat, geçmişteki deneyimini “çok kötü” olarak nitelendirdi. Mevcut hükümet dönemindeki yolsuzluk iddialarına işaret eden Talat, bu koşullarda CTP’nin UBP ile hükümet kurmasını zor gördüğünü söyledi. Geçmiş koalisyonda su anlaşmasının ardından mali anlaşma aşamasında hükümetin bozulduğunu hatırlatan Talat, “Benim yaşadığım tecrübeyi bir daha CTP yaşamayı kabul eder mi, ben zor görüyorum” ifadelerini kullandı.






