Kanal T’de Bağımsız Gazete Genel Yayın Yönetmeni Artun Çağa’nın hazırlayıp sunduğu Eksen programına konuk olan Kıbrıs Türk Sanayi Odası Genel Sekreteri Erçin Tekakpınar, sanayinin ekonomideki payından ihracata, mesleki eğitimden enerji maliyetlerine, Yeşil Hat Tüzüğü’nden yerli üretimin sertifikalandırılmasına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Tekakpınar, sanayi sektörünün ekonomik ağırlığındaki gerilemenin “SOS” niteliğinde olduğunu belirterek, yeni dönemde ihracat odaklı bir sanayi stratejisinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Kanal T’de yayınlanan Eksen programının bugünkü konuğu Kıbrıs Türk Sanayi Odası Genel Sekreteri Erçin Tekakpınar oldu. Bağımsız Gazete Genel Yayın Yönetmeni Artun Çağa’nın sunduğu programda Kuzey Kıbrıs’taki üretim ve sanayinin mevcut durumu, sektörün geleceği ve sanayicilerin karşı karşıya olduğu sorunlar ele alındı.
“Üretim geleneğimiz var ancak sanayi uzun yıllar ikinci planda kaldı”
Tekakpınar, Kuzey Kıbrıs’ta üretim kültürünün yeni olmadığını belirterek, geçmişte Sanayi Holding bünyesinde elektronikten yatağa, klimadan çeşitli sanayi ürünlerine kadar üretim ve ihracat yapıldığını hatırlattı. 1980’li ve 1990’lı yıllarda konfeksiyon üretimi ve ihracatının da önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Tekakpınar, ülkede hem üretim potansiyeli hem de ihracat geleneği bulunduğunu vurguladı.
2000’li yıllarla birlikte ekonomik koşulların değiştiğini, güçlü ithal markaların görünürlüğünün yerli üretimi geri plana ittiğini ifade eden Tekakpınar, Sanayi Holding sonrasında sektörün uzun bir bocalama dönemi geçirdiğini söyledi.
Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik modelinde uzun süre turizm, yükseköğretim ve hizmet sektörlerinin ön plana çıkarıldığını kaydeden Tekakpınar, sanayinin ise bu sektörleri nasıl destekleyeceğine ilişkin kapsamlı ve kalıcı bir stratejinin oluşturulamadığını belirtti. İnşaat sektöründeki büyümeyle birlikte imalat sanayisinin de geliştiğini anlatan Tekakpınar, Sanayi Odası’nın bugün bine yakın üyeye ulaştığını ve 22 alt sektörde faaliyet gösterildiğini söyledi. Bununla birlikte fiili sanayi faaliyetlerinin ağırlıklı olarak 10-11 sektörde yoğunlaştığına dikkat çekti.
“Bu tablo bir SOS’tur”
Sanayinin gayri safi yurt içi hasıla içindeki payının geçmişte yüzde 10-12 seviyelerinde seyrettiğini belirten Tekakpınar, pandemi sonrasında ortaya çıkan göreceli yükselişin kalıcı olmadığını ve sektörün payının 2023 itibarıyla yaklaşık yüzde 5 seviyelerine gerilediğini ifade etti.
Tekakpınar, bu gerilemeyi “SOS” olarak nitelendirerek, ülkede artık kapsamlı bir sanayi stratejisinin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Sanayi Odası’ndan siyasi partilere ekonomik dönüşüm programı
Programda Kıbrıs Türk Sanayi Odası tarafından hazırlanan “sanayi ve üretim temelli ekonomik dönüşüm programı” da gündeme geldi.
Tekakpınar, hazırlanan çalışmanın siyasi partilere sunulacağını belirterek, amaçlarının sanayinin ihtiyaçlarının hem siyasi parti programlarında hem de kurulacak hükümetlerin programlarında yer almasını sağlamak olduğunu söyledi.
Programda sanayinin neden gelişemediğinin, sektörün ekonomiye kattığı değerin ve geleceğe yönelik hedeflerin ele alındığını belirten Tekakpınar, temel hedeflerden birinin ihracat odaklı büyüme olduğunu kaydetti.
“Sanayi sektörü artık ihracat odaklı büyümeli” diyen Tekakpınar, yerel pazardaki rekabet sorunlarının yanında dış pazarlara açılmanın da temel hedeflerden biri olması gerektiğini söyledi.
“ÜFE artık KKTC’de de hesaplanmalı”
Tekakpınar’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise Üretici Fiyat Endeksi oldu.
KKTC’de enflasyon değerlendirmelerinin büyük ölçüde Tüketici Fiyat Endeksi üzerinden yapıldığını ifade eden Tekakpınar, sanayi sektörünün gerçek maliyetlerinin anlaşılabilmesi için Üretici Fiyat Endeksi’nin de hesaplanması gerektiğini söyledi.
TÜFE üzerinden sanayinin sorunlarını ölçmenin yeterli olmadığını belirten Tekakpınar, Türkiye gibi ülkelerde hem TÜFE’nin hem de ÜFE’nin düzenli olarak açıklanmasına dikkat çekti.
“Veri eksikliği ekonomik değerlendirmeleri zorlaştırıyor”
Programda ülkenin ekonomik veri eksikliği de gündeme geldi.
Tekakpınar, birçok konuda halen 2023 verilerinin kullanıldığına dikkat çekerek, 2024 ve 2025’e ilişkin güncel verilerin eksikliğinin sağlıklı analiz yapılmasını güçleştirdiğini belirtti.
Ödemeler dengesi raporunun da en son 2023 yılına ait olduğunu ifade eden Tekakpınar, güncel verilerin bulunmamasının yalnızca sanayi açısından değil, turizm ve diğer ekonomik sektörler açısından da önemli bir sorun olduğunu kaydetti.
Yerli üretime de ithal ürüne de aynı standart
Tekakpınar, yerli üretimde kalite ve sertifikasyon konusunda yeni çalışmalar yürüttüklerini de açıkladı.
Her sektör için ihtiyaç duyulan sağlık ve teknik sertifikaları belirlemeye başladıklarını söyleyen Tekakpınar, üreticilere bu sertifikaların alınması konusunda hem maddi hem de teknik destek sağlamayı hedeflediklerini ifade etti.
Tekakpınar, aynı standartların ithal ürünler için de uygulanmasını istediklerini belirterek, yerli üreticinin belirli sertifikaları almakla yükümlü tutulduğu bir ortamda ülkeye ithal edilen ürünlerin de aynı standartları karşılaması gerektiğini söyledi. Bunun sonucunda asıl kazananın tüketici olacağını vurguladı.
Yerli ürün yasası gündemde
Programda üretimde kullanılan ithal ham maddelerin zaman zaman “bitmiş ürün” gibi değerlendirilmesinden kaynaklanan sorunlar da ele alındı.
Tekakpınar, bir ürünün yerli kabul edilebilmesi için bütün hammaddelerinin aynı ülkede üretilmesinin gerekmediğini belirterek, dünyada üretim modellerinin de bu şekilde işlemediğini söyledi.
Önemli olanın ithal edilen hammaddenin ülkede işlenerek katma değerli nihai ürüne dönüştürülmesi olduğunu kaydeden Tekakpınar, gündemde bulunan “yerli ürün yasasının” bazı yükümlülükler getireceğini ancak gerekli düzenlemeler yapılarak bu yasanın hayata geçirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Sanayi Odası ve DAÜ’den Gazimağusa’ya meslek lisesi projesi
Programın önemli başlıklarından biri de sanayide yaşanan nitelikli ara eleman sıkıntısı oldu.
Tekakpınar, son yıllarda meslek liselerine yönelik ilginin yeniden arttığını ve bu alanda yatırımlar yapıldığını belirtti.
Kıbrıs Türk Sanayi Odası ile Doğu Akdeniz Üniversitesi arasında birkaç ay önce bir iş birliği protokolü imzalandığını açıklayan Tekakpınar, Gazimağusa bölgesinde yeni bir meslek lisesi kurulması için de proje geliştirdiklerini söyledi.
Tekakpınar, devletin arazi tahsis etmesi halinde okulun yapımını Sanayi Odası olarak üstlenmeye hazır olduklarını belirterek, eğitim faaliyetlerinin Doğu Akdeniz Üniversitesi akademisyenlerinin katkısıyla ve DAÜ ile Sanayi Odası’nın içerisinde bulunacağı bir yapı üzerinden yürütülmesinin planlandığını anlattı.
Seçimlerin ardından kurulacak hükümetten ilk taleplerinden birinin arazi tahsisi olacağını belirten Tekakpınar, okulun sanayicinin ihtiyaç duyduğu ara elemanların yetiştirilmesine katkı sağlayacağını ve yabancı iş gücüne duyulan ihtiyacın bir bölümünü azaltabileceğini söyledi.
Tekakpınar ayrıca hazırladıkları “Siyasi Parti ve Hükümet Program Taslağı” içerisinde çalışma hayatı ve mesleki eğitim konusunda da öneriler bulunduğunu kaydetti.
“İnsan kaynağı da ciddi bir sermayedir”
Mesleki eğitimin sadece sanayi açısından değil, turizm gibi diğer sektörler açısından da önem taşıdığına dikkat çeken Tekakpınar, yetişmiş insan kaynağının ekonomik değerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.
“İnsan kaynakları da ciddi sermayedir” diyen Tekakpınar, özellikle turizmde hizmet kalitesinin yükseltilmesi için nitelikli ve eğitimli çalışan yetiştirilmesinin önemine işaret etti.
“İhracatı yeterince çeşitlendiremedik”
Programda KKTC’nin ihracat yapısı da ayrıntılı şekilde ele alındı.
Tekakpınar, hellimin en önemli ihracat kalemlerinden biri olduğunu ancak ihracatın yeterince çeşitlendirilemediğini söyledi.
Hellimin yanı sıra hurda, narenciye, inşaat malzemeleri ve sınırlı ölçüde konfeksiyon gibi ürünlerin ihracatta yer aldığını belirten Tekakpınar, ihracatın çeşitlendirilmesi için ciddi bir potansiyel bulunduğunu ifade etti.
Tekakpınar’ın verdiği bilgilere göre, toplam ihracat bir önceki yıl yaklaşık 130 milyon dolar seviyesindeydi. 2026 yılı için 220 milyon dolarlık hedef belirlendi. Tekakpınar, mevcut ihracat rakamının ise yaklaşık 150-160 milyon dolar düzeyinde olduğunu ifade etti.
Sanayicilerin fuarlara ilgisi arttı
Sanayicilerin dış pazarlara açılmak için fuarlara daha fazla katılmaya başladığını söyleyen Tekakpınar, son bir yılda 100’ün üzerinde oda üyesinin çeşitli fuarlarda yer aldığını anlattı.
İstanbul’da düzenlenen bir fuara sekiz üyenin katıldığını belirten Tekakpınar, kasım ayında İstanbul’da gerçekleştirilecek gıda ve helal ürünler alanındaki fuarlara ise yaklaşık 50 üyeyle katılım planlandığını söyledi.
Tekakpınar, 2027 yılı politikalarının ana başlıklarından birinin ihracatı büyütmek olacağını belirterek, “İhracatı artık masaya yatırıp geliştirmemiz lazım” mesajı verdi.
Yeşil Hat ticaretinde motivasyon kaybı
Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden yapılan ticaret de programın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
Tekakpınar, Yeşil Hat Tüzüğü’nün Kıbrıslı Türk üreticilerin sertifikasyon konusunda bilinçlenmesine önemli katkı sağladığını ancak Güney Kıbrıs tarafında karşılaşılan çeşitli uygulamaların üreticilerin motivasyonunu azalttığını savundu.
Tüzükte açıkça yer almayan veya üreticilerin gerekli görmediği bazı ek belge ve sertifika talepleriyle karşı karşıya kaldıklarını öne süren Tekakpınar, Yeşil Hat ticaret hacminin uzun yıllardır yaklaşık 15-16 milyon euro seviyesinde kaldığını ifade etti.
Tekakpınar, Yeşil Hat Tüzüğü’nün temel amacının Kuzey Kıbrıs ekonomisinin gelişmesine katkı sağlamak olduğunu belirterek, ürünlerin Güney Kıbrıs üzerinden Avrupa Birliği ülkelerine ulaştırılmasının da teorik olarak mümkün olduğunu söyledi.
Bazı firmaların bu yöntemi kullanarak AB ülkelerine ihracat gerçekleştirdiğini ancak henüz beklenen ölçekte başarı sağlanamadığını ifade eden Tekakpınar, bu alanda daha gidilecek uzun bir yol bulunduğunu kaydetti.
Güney’in sadece hellim ihracatı yaklaşık 400 milyon euro
Kuzey ve Güney Kıbrıs arasındaki ihracat hacmini karşılaştıran Tekakpınar, Güney Kıbrıs’ın sadece hellim ihracatının yaklaşık 400 milyon euro düzeyinde olduğunu söyledi.
İlaç sanayisinin de Güney’de güçlü olduğuna dikkat çeken Tekakpınar, hellim ve ilaç ihracatının toplamının yaklaşık 800-850 milyon euroya ulaştığını belirtti.
Buna karşılık KKTC’nin Yeşil Hat üzerinden Güney’e yaptığı yaklaşık 15 milyon euroluk ticaretin son derece sınırlı kaldığını ifade etti.
Lobicilik eleştirisi
Artun Çağa ise programda Kuzey Kıbrıs’ın Avrupa’daki lobicilik faaliyetlerinin yetersiz olduğunu belirterek, uluslararası alanda profesyonel lobi ve hukuk şirketleriyle daha etkin çalışılması gerektiği görüşünü dile getirdi.
Tekakpınar da lobicilik alanında eksiklik bulunduğu değerlendirmesine katıldığını söyledi.
“Sanayicinin en büyük sorunlarından biri pahalı enerji”
Programın son bölümünde sanayicinin rekabet gücü ve üretim maliyetleri ele alındı.
Tekakpınar, ihracatı büyütmenin yalnızca üretmekle mümkün olmadığını, sanayicinin uluslararası piyasalarda rekabet edebilecek maliyetlerle üretim yapabilmesi gerektiğini belirtti.
Sanayinin en büyük sorunlarından birinin enerji maliyeti olduğunu vurgulayan Tekakpınar, KKTC’de sanayicinin elektriği kilovatsaat başına yaklaşık 12 TL seviyesinde kullandığını, Türkiye’de sanayicinin elektrik maliyetinin ise yaklaşık 3,5-4 TL bandında olduğunu söyledi.
Enerji ve iş gücü maliyetlerinin üretimde belirleyici iki unsur olduğunu ifade eden Tekakpınar, mevcut teşviklerin bir miktar rahatlama sağladığını ancak yüksek enerji maliyetinin rekabet gücünü ciddi şekilde etkilediğini kaydetti.
Coğrafi işaretli ürün sayısının artırılması çağrısı
Tekakpınar, ihracatta katma değeri yükseltmenin yollarından birinin de coğrafi işaretli ürünlerin çoğaltılması olduğunu söyledi.
Kuzey Kıbrıs’ta halen dört-beş civarında coğrafi işaretli ürün bulunduğunu ifade eden Tekakpınar, bu sayının artırılması halinde özellikle ihracatta önemli avantaj sağlanabileceğini belirtti.
Tekakpınar, sanayinin geleceği açısından “ucuz, kaliteli ve iyi ambalajlanmış üretim” yapılmasının temel şart olduğunu vurguladı.






