Uzun yıllar uygulamada kaldı.
Karma oydan bahsediyorum.
Giderek güçlendi ve köklendi.
Onun için yaşayanlar oldu, onunla yaşayanlar oldu.
Öyle ince hesaplar yapıldı ve öyle ilginç ittifaklar kuruldu ki, akıl almaz.
Karma oy zaman içerisinde siyasetin önüne geçti ve siyaseti yönetir bir hale geldi.
O kadar ki, partiler ikinci plana düştü ve kişiler işi yönetmeye başladı.
Bu durum elbette ki fazlasıyla zararlıydı ve zaten bu zararların tümünü de topluca yaşadık.
Yıllar boyunca.
Hep konuşuldu ve hep şikayet edildi.
Ama bir türlü olmadı, karma oy kalkmadı, devam etti.
Şimdi aniden kaldırıldı.
Şu neden veya bu neden…
Hiç fark etmez.
Sonuca bakmak lazım.
Artık karma yok.
Güzel.
Ama peki ya karmacılar..?
Onlara ne oldu..?
Onlar da kalktı mı..?
Elbette ki hayır.
Onlar hala mevcutlar.
Günün sonunda onlar da seçim günü sandığa gidecekler ve oylarını kullanacaklar.
Bu kez karma yok.
Ancak buna rağmen karmacıların büyük bit çoğunluğu sandık başında olacak.
Mevcut sisteme göre de oylarını verecekler.
Siyasi yapımız içerisinde bir partiye mensup bir siyasi seçmeni farklı bir partiye oy vermesi için çok kolay ikna edemez.
Karmada bu daha kolaydı.
Ama işin içine mühür girince durum değişiyor.
O nedenle de “karmacılar dönüp partilerine mühür vuracaklar” diyebiliriz.
Evet doğrudur, bunu söyleriz.
Ve böylece büyük bir yanılgıya düşeriz.
Çünkü çok önemli bir noktayı göz ardı ediyoruz.
Kimse unutmasın ki “karmacı” dediğimiz bu seçmen kitlesi bir tepkinin eseridir.
Kişi partisine tepkili olduğu için mühür vurmaz ve karma kullanır.
Bunun partisine etkisinin ne olacağını çok iyi bilmektedir ve zaten o etkiyi yaratmak için mühürü kırmıştır.
Hatır için de bu işi yapanlar ve karma kullananlar olmuştur.
Ama bu çok fazla değildir.
Günün sonunda “sana da oy verdim” deriz durumu idare ederiz.
Ama kendi iç muhasebesinde tepkili bir seçmen kızgın olduğu partiye mecbur kalsa bile mühür vurmaz.
Ya sandığa gitmez, ilk seçenek budur.
Ya da oy kullanmış görülmek için sandığa gider ama oyunu yakar.
Bilerek geçersiz oy kullanır.
Ama bir de tepkinin had safhada olduğu karmacılar var ki, bu yazının ana konusu da onlardır.
Onlar farklıdır.
Kızgındırlar.
Ve bu kızgınlıklarının soğuması için partilerinden hesap sormaları gerekir.
Eskiden bunu karma ile yapmaktaydılar.
Ama artık o da yok.
Ama tepki halen mevcut.
Bu noktada, “tepki” kelimesini sakın kimse yanlış anlamasın.
Seçmenin tepkisi için partinin iktidarda olmasına lüzum yoktur.
Bizde iktidar da olsa, muhalefet de olsa partilerimiz ile seçmenleri arasında farklı nedenlerle bu tepkisel durum oluşur.
Yani, tepkinin yarattığı karmacılar sadece tek bir partiye mensup değildir.
Ez cümle, seçim yaklaşıyor.
Seçim yasaklarının eli kulağında.
Adaylar vitrine çıkmaya başladı.
Ama benim gördüğüm seçmenin yüksek oranda karar vermiş olduğu şeklindedir.
Kararsız çok fazla kalmadı.
Günün gelmesini bekliyorlar.
O nedenle de kampanyacıların işi kolay olmayacak.
Seçmen eğilimi belirginleşti.
Bunun nedenleri de birden çok.
Hatta çoktan bile çok.
Eskiden sadece Kıbrıs konusu bile eğilimi yönetmeye yeterdi.
Ama şimdi iş değişti.
Seçmenin siyasetten beklentisi o kadar çok çeşitlendi ki.
Bakalım partilerimiz bu durum ile baş edebilecekler mi…!