Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Umut Öksüz, Kanal T’de yayınlanan “Artun Çağa ile Eksen” programında ilaç fiyatlarından devlet ihalelerine, ilaç takip sisteminden yerli ilaç üretimine kadar sağlık sektörünün önemli sorunlarını değerlendirdi. Devletin mevcut ilaç alım ve dağıtım sistemini sert sözlerle eleştiren Öksüz, “Devlet şu anda eczacısız eczacılık yapmaya çalışıyor” diyerek sağlık politikalarında köklü değişiklik yapılması çağrısında bulundu.*

Kanal T ekranlarında Artun Çağa’nın hazırlayıp sunduğu “Artun Çağa ile Eksen” programının 3 Kasım Salı günkü konuğu Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Umut Öksüz oldu.

Programda ilaç fiyatlarındaki farklılıklar, Türkiye'den ilaç temininde yaşanan sıkıntılar, devletin ilaç ihaleleri, eczacıların ekonomik sorunları ve ilaç takip sisteminin hayata geçirilememesi kapsamlı şekilde ele alındı.

Öksüz, KKTC'de ilaç politikalarının yeniden yapılandırılması gerektiğini belirterek vatandaşın ilaca erişiminin güvence altına alınması, eczacıların sağlık sistemindeki rolünün güçlendirilmesi ve ilaç sektöründe şeffaflığın sağlanması gerektiğini vurguladı.

“İlaçların yüzde 70-75'i Türkiye'den geliyor”

KKTC'deki ilaçların yaklaşık yüzde 70-75'inin Türkiye menşeli, geri kalan yüzde 25-30'unun ise Avrupa ülkelerinden temin edildiğini açıklayan Öksüz, bu iki grupta farklı fiyatlandırma uygulandığını söyledi.

Türkiye'den gelen ilaçların fiyatlarının mevzuat çerçevesinde sabit olduğunu belirten Öksüz, Türkiye'deki perakende satış fiyatına belirlenen oranların eklenmesiyle KKTC fiyatlarının oluşturulduğunu ve bu ilaçların bütün eczanelerde aynı fiyatla satılması gerektiğini ifade etti.

Avrupa'dan gelen ilaçlarda ise farklı ülkelerden tedarik, döviz kurları, alım miktarları, nakliye ve diğer ithalat maliyetleri nedeniyle fiyat farklılıkları yaşanabildiğini anlattı.

Öksüz, Avrupa ilaçlarının piyasadan kaldırılmasının çözüm olmadığını, Türkiye'den temin edilemeyen birçok ilacın Avrupa üzerinden sağlandığını kaydetti.

“Türkiye'deki ilaç kuru, üretim ve tedarik sorunlarını derinleştiriyor”

Türkiye'de ilaç fiyatlandırmasında kullanılan özel euro kuruna dikkat çeken Öksüz, programda güncel euro kurunun 56,20 TL, ilaç fiyatlandırmasında esas alınan kurun ise 29,11 TL olduğunu belirtti.

İlaç üreticilerinin ham maddelerini güncel döviz kuru üzerinden temin ederken ürün fiyatlarının daha düşük bir kur üzerinden belirlendiğini söyleyen Öksüz, bu durumun üretim ve tedarik üzerinde baskı yarattığını savundu.

Öksüz, Türkiye'de bazı ilaçların üretim miktarlarının azalması ve belirli ürünlere ihracat kısıtlamaları getirilmesinin KKTC'deki ilaç arzını da doğrudan etkilediğini dile getirdi.

Türkiye'den getirilemeyen ilaçların Avrupa'dan temin edilmek zorunda kalındığını ifade eden Öksüz, bunun hem tedarik süreçlerini zorlaştırdığını hem de fiyat farklılıklarını artırdığını belirtti.

“KKTC kendi kronik ilaçlarını üretmek zorunda”

İlaçta dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini vurgulayan Öksüz, KKTC'de yerli ilaç sanayisinin geliştirilmesi çağrısında bulundu.

“Bu ülke en azından kendi vatandaşına yetecek kronik ilaçları üretsin artık” diyen Öksüz, özellikle sürekli ilaç kullanmak zorunda olan hastaların dış tedarik sorunlarından etkilenmemesi gerektiğini ifade etti.

Yerli ilaç üretiminin ekonomik açıdan sürdürülebilir olabilmesi için yalnızca iç pazarın yeterli olmayacağına dikkat çeken Öksüz, üreticilere ihracat imkânı sağlanmasının önemini anlattı.

KKTC'de faaliyet gösteren Farmamondial örneğine değinen Öksüz, mevcut üretim kapasitesinin desteklenmesi ve yeni yatırımların önünün açılması gerektiğini söyledi.

Öksüz, Yeşil Hat Tüzüğü ve uygun ticaret mekanizmalarının değerlendirilmesiyle ilaç ihracatının geliştirilmesine yönelik bir model oluşturulabileceğini savundu.

“Devlet geçen yıl 73 milyon TL'lik multivitamin aldı”

Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri devletin ilaç ihalelerine ilişkin açıklamalar oldu.

Öksüz, geçen yıl yaklaşık 1,8 milyar TL'lik ilaç ihalesine çıkıldığını, bu yıl ise söz konusu rakamın 2,4 milyar TL seviyesine yükseldiğini belirtti.

Bu alımların onkoloji, MS ve diğer hayati ilaçları da kapsadığını vurgulayan Öksüz, buna karşılık eczanelerde zaten bulunan bazı ürünlerin de devlet tarafından temin edilmesini eleştirdi.

Geçen yılın ihale verileri üzerinden yaptıkları incelemelere değinen Öksüz, devletin 73 milyon TL değerinde multivitamin aldığını ileri sürdü.

Öksüz, “Devletin ne işi var multivitaminle?” sorusunu yönelterek bu alımların gerekçelerine ilişkin tatmin edici yanıt alamadıklarını söyledi.

Devletin eczanelerde bulunan ilaçları doğrudan temin edip dağıtmasının sektör üzerindeki ekonomik etkisine de dikkat çeken Öksüz, Birliğin hesaplamalarına göre geçen yıl eczane başına yıllık 876 bin TL ciro kaybı oluştuğunu açıkladı.

“Sağlık Bakanlığı eczacısız eczacılık yapmaya çalışıyor”

Sağlık ocaklarında ilaç dağıtımının eczacı bulunmadan yapılmasını eleştiren Öksüz, bunun hasta güvenliği bakımından ciddi sorunlara yol açabileceğini savundu.

Vatandaşların sağlık ocaklarından aldıkları ilaçların kullanım şekillerini öğrenebilmek için daha sonra eczanelere başvurduklarını belirten Öksüz, bazı hastaların tedavileri değiştiğinde ellerindeki fazla ilaçları iade etmek istediğini anlattı.

Bu durumun hem kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına hem de ilaçların doğru kullanımına ilişkin eksikliklere neden olabildiğini ifade etti.

Öksüz, “Devlet şu anda eczacısız eczacılık yapmaya çalışıyor” diyerek ilaç dağıtımında mesleki denetimin zorunlu olması gerektiğini vurguladı.

Mevcut sistem yerine Türkiye'deki Medula ve Güney Kıbrıs'taki GESY benzeri, eczaneler üzerinden işleyen kapsamlı bir genel sağlık sigortası sisteminin kurulmasını önerdi.

“KKTC'de ecza deposu sayısı 80'e ulaştı”

İlaç tedarik sektöründeki büyümeye de dikkat çeken Öksüz, son iki yılda yaklaşık 20 yeni ecza deposu açıldığını ve toplam depo sayısının 80'e ulaştığını belirtti.

Ülkede depo başına yaklaşık 4,5 eczane düştüğünü ifade eden Öksüz, bazı depoların esas faaliyet amacının eczanelere ilaç sağlamak değil, devlet ihaleleri ve doğrudan alımlara katılmak olduğunu iddia etti.

Öksüz, özellikle ihale süreçleri sonrasında yapılan doğrudan ilaç alımlarının daha sıkı denetlenmesi gerektiğini söyledi.

“İlaç takip sisteminin önündeki engel eczacılar değil”

KKTC'de uzun süredir gündemde olan ilaç takip sisteminin hayata geçirilememesine de değinen Öksüz, sistemin önündeki engelin Eczacılar Birliği olduğu yönündeki suçlamaları reddetti.

Türkiye'de gerçekleştirdikleri temaslarda bu konunun da gündeme geldiğini açıklayan Öksüz, Türkiye'deki yetkililere Birliğin ilaç takip sistemini desteklediğini aktardıklarını söyledi.

“İlaç takip sisteminin önündeki engel biz değiliz” diyen Öksüz, gecikmenin temel nedeninin kamudaki işleyiş ve koordinasyon eksiklikleri olduğunu savundu.

İlaç takip sistemi için yürütülen yazılım çalışmalarında devlet ihaleleriyle ve doğrudan alımlarla temin edilen ilaçların takibine yönelik modülün bulunmadığının kendisine aktarıldığını ileri süren Öksüz, bunun ciddi bir eksiklik olduğunu belirtti.

Sistemin yalnızca özel sektördeki ilaç hareketlerini değil, devlet tarafından getirilen ve dağıtılan bütün ilaçları kapsaması gerektiğini vurguladı.

Öksüz, Türkiye'de gündeme gelen sahte kanser ilaçlarıyla ilgili gelişmeleri de hatırlatarak benzer risklere karşı ilaçların seri, barkod ve parti numaraları üzerinden izlenebilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.

“396 eczane var, sayı nüfusa göre çok yüksek”

Programın son bölümünde ülkedeki eczane sayısına değinen Öksüz, KKTC'de 396 eczane bulunduğunu söyledi.

Ülkede yaklaşık 1.200 kişiye bir eczane düştüğünü belirten Öksüz, bu oranın Türkiye ve Güney Kıbrıs'taki karşılaştırmalı rakamlara göre oldukça düşük olduğunu, dolayısıyla nüfusa oranla çok fazla eczane bulunduğunu savundu.

Yıl sonuna kadar yeni eczanelerin de açılabileceğini söyleyen Öksüz, eczane açılışlarının nüfus kriterlerine göre düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

Bu kapsamda Fasıl 254 Eczacılık ve Zehirler Yasası'nın güncellenmesini isteyen Öksüz, eczacılık eğitimi, mesleğe giriş ve eczane açılışlarına yönelik düzenlemelerin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Öksüz'den sağlık politikaları için altı temel çağrı

Programın sonunda mevcut sorunların çözümüne ilişkin önerilerini sıralayan Öksüz, devletin eczanelerde bulunabilen ilaçları doğrudan dağıtmak yerine vatandaşların bu ilaçlara eczaneler aracılığıyla ulaşabileceği bir sisteme geçmesini istedi.

Eczacıların ilaç hizmetlerinin merkezine yerleştirilmesi, kapsamlı bir ilaç takip sisteminin kurulması, yerli ilaç üretiminin geliştirilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve ilaç tedarikinin her aşamasında denetim ile şeffaflığın sağlanması gerektiğini vurguladı.

Sağlık hizmetlerinin diğer bütün politikaların temelinde yer alması gerektiğini belirten Öksüz, “İnsan sağlığı olmazsa ne enerji olur ne ekonomi olur. Her şeyin başı sağlıktır” ifadelerini kullandı.

Öksüz, eczacıların temel amacının vatandaşın güvenli, sürekli ve ekonomik şekilde ilaca ulaşmasını sağlamak olduğunu belirterek sağlık sistemindeki eksikliklerin giderilmesi için mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.