Güneyde, 21 Aralık 1963’ten beri 63 senedir Rum ortak tarafından silah zoruyla işgalde bulunan 16 Ağustos 1960’ta iki halkın eşit ortaklığında kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyetinin, 4 Mart 1964’te BMGK gadimici beşlisinin 186 sayılı Hukuk dışı taraflı kararla haksız ve kasıtlı olarak Cumhuriyet yönetimini, Kıbrıs sorununun güya 3 ayda çözüleceği gerekçesiyle ve bu süre için geçici olarak yönetiminin tek taraflı olarak altın tepside Kıbrıs sorununu alenen başlatan saldırgan darbeci Rum tarafına teslim etmesiyle sorunun bu gün itibarıyla 752 aya varmasının en birinci sebebi olduğu aşikar iken ve Cumhuriyetin kuruluş tarihi de bu sürede değiştirildiği ortada iken, Referandum dahil bütün BM çözüm planlarını darbeci işgalci tarafın ret ettiği aleni iken, kuruluş kutlama törenine 3 gadimici üyenin askerleriyle, Yunanistan ve Mısır’ın da askerleriyle birlikte iştirak etmesi, ‘ onurlandırması ‘, törende çözüm ve barıştan uzak savaş tamtamları niteliğinde çeşitli savaş silah araç ve gereçleriyle gövde gösterisi yapılması asla kabul edilir değildir.
Manzara, BMGK gadimici ve söz sahibi 3 üye ülkenin törene askerleriyle iştirak etmesi yürüdükleri yolda köyün kiliselerinin göründüğüdür. Cumhuriyetin eşit kurucu ortağı Kıbrıs Türk Halkının silah zoruyla Cumhuriyetten kovulması 62 yıl 10 aya ulaşmıştır. Gadimici 5’liden ikisi Rusya ve Çin, Kıbrıs sorununda doğrudan alakalı olan NATO eksenli müttefiklerin iki taraf olarak karşı karşıya gelmesi işlerine gelir, çatışma olasılığına da ellerini ovuştururlar. Son zamanlarda İsrail’in, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ı avucunun içine alması, son model silah ve füzelerle, kalkanlarla donatması, savaş tamtamlarının sesinin göklere çıkması o iki gadimicinin salyalarını akıtır.
BMGK ne yazık ki sorunun başlangıcından aldığı yanlış karar ki bence kasıtlıdır ve sonrasındaki karar ve tutumlarını aynen sürdürmesi, buna rağmen 186’nın 752 ay gibi çook uzun bir zamana uzata uzata varması Konseyin artık Hak ve Adaleti, insanlığı, vicdanı, utanmayı atmış halde olduğunu gösterir. Suçluyu masum, masumu da suçlu tutmaya devam etmektedir maalesef hala.
AB’ne gelince, bunlar da yanlış kasıtlı kararın arkasına bilerek saklanıp buna bağlı olarak da Adaletten hak Hukuktan ayrı ters yönde gitmeye devam etmektedir. Şöyle ki hem BMGK hem AB, Kıbrıs Cumhuriyeti Uluslararası Antlaşmalarını ve de Anayasasını yıllardır çiğnemekte, çiğnetmeye de devam etmekteler. Bu nedenle darbeci Güney Kıbrıs’ı son derece desteklemekte ve şımartmaktadırlar. Açıkçası Kıbrıs’ı, Rumlara ve Yunan’a teslim etmek için Kıbrıs Türk Halkına baskı, şantaj, cezalarla dünyadan izole ambargolar altında insanlığa aykırı tutum ve davranışta bulunmaktalar hiç utanmadan sıkılmadan. Kıbrıs Türklerini darbeci işgalcilere yamalamak için her türlü tinyozluğu yapmakta, yıllar içinde pes ettirip boyun eğdirmenin yollarını aşındırmakta. Amaçları yaptıkları haksızlıkları, bizi zorlayarak kabul ettirip üzerini örtmektir. Kendi elimizle ipi boynumuza geçirmemizi zorlarlar.
O yüzden Cumhurbaşkanımız Sayın Erhürman’a uzun lafın kısası diyeceğim şudur. Bu saatten sonra Rumlarla görüşmenin bir anlamı yoktur, Güneyi silah deposuna çevirdiler, İsrail’le anaları Yunan’la ani bir savaşa hazırlanırlar, eşit ortaklığımızdan zerre vermezler, yama olmamızı bile istemezler, son törende hayli şımarıp alina gibi kabardılar, zaten zamanları geldi gene kaşınırlar bellidir, o yüzden bayan Holguin’le vd ile görüşme havanda su dövmedir, laf kalabalığına da lüzum yoktur, metododododoloji de fostur. Bakınız Güney Kıbrıs, hiç’ Kıbrıs Cumhuriyetine’ benziyor mu?? Askeri anlaşma yaptığı bütün ülkeler hepsi de Türk ve Türkiye düşmanı, bunlarla mı birleşeceğiz, da hangi statüde olursak olalım aralarında 3 ay barınamayız. O yüzden İçte tek yumruk tek yürek olmaya, birlik beraberliği sağlamaya bakınız, çizmeleri de her ihtimale karşı hazır ediniz. İki eşit egemen devlet yan yana.
Güven kelimesinin komşunun adıyla birlikte söylenmesi hiç de yakışık almaz, aksine güven kelimesine hakarettir. Y ahu olduk olalı komşunun bütün yaptıkları hep yalana dayalıdır, inkara dayalıdır, kendilerini açıkgöz ötekilerini enayi saymaktadır. Yani 186 Hukuksuz kararı vardır, diğer ödlek , nemelazımcı ülkeler de bile bile gerçeklere aykırı olduğu halde karara uymaya kendilerini mecbur hissederler da o yüzden darbecilerin tarafında yer alırlar diye komşu kendisini masummuş gibi zanneder, kendisini bile kandırmaya çalışır da Kıbrıs sorunu 20 Temmuz 1974’te başladı, Türkiye’nin işgaliyle başladı martavalına sarılır durmadan????? İşte sadece bu yalan, komşunun ne mal olduğunu ve güven denilen değerin yanından bile geçmediğini göstermeye yeter de artar bile.
Komşunun 1955-58, 1963-74 yıllarında Kıbrıs Türk Halkına neler yaptıklarını yazmama gerek yoktur. Komşu şimdi kendi gibi bir güçlü ve becerikli Soykırımcı buldu, tencere kapak misali, kol kola girdiler tabii anası Yunan da beraber, zaten ayni saksıya işerler, ki o da Kıbrıs’ta kan akıtanın önde gelenidir, Kıbrıs’ı yutmanın hesabı içindedir yıllarca ve nedense bunun da malum güçlerce arkası sıvazlanmaktadır ve bunlar birlikte bir savaş hazırlığı içindedirler, senaryoyu yazmışlar fırsatı kollarlar, ENOSİS’in kalan yarısını bu şekilde gerçekleştirecekleri hayalindeler. O yüzden, komşudan güven müven beklemek tekkeden süt beklemektir. 63 yıldır tek başına sahip ve egemen, dünyaca tanınmış, habire onurlandırılır, korunup kollanır, akıl hocası destekçisi çok, Güneyin kapılarını ardına kadar açtı, davulun sesi sonradan çıkacak o ayrı da bizim bunlarla artık anlaşmamız, hele hele birleşmemiz dünyanın sonu demektir, mümkün değildir. Zaten geçmişte tavizleri veren taraf biziz, hala daha da isterler, bizi don atlet bırakmaktır gayeleri. Komşuyla birleşip huzurlu yaşamayı sağlayacak en ufak bir şey aklıma gelmez, yok. BM-AB’nin bütün çabası ki çoktan ortaya çıkmıştır, patlayan iç lastiğe bizi nasıl yamalayacaklardır. Bunu hala anlamayan gitsin uçurumdan atlasın.
Güneyde, ortaklığımız elimizden zorla alınan Cumhuriyetin kuruluş törenleri yapıla dursun, 2 öğretmen sendikamız ile, Güneyin öğretmen sendikası arasında ara bölgede yapılan toplantı sonrasında açıklanan ortak bildiride, üzerine basa basa okullarımızda Barış Kültürünü öğrencilere öğretecekleri ifade edildi. Geçen sene de AKEL ziyareti sonrasında Kuzeye geçer geçmez doğrudan bir Belediyemizi ziyaret ederek Rumlarla ortak eğitim konusunda anlaştıklarını belirtip yardım talep etmişlerdi. Ne ise o ayrı, şimdi evvela baştan bizim okullarımızda öğrencilerimizin Barış kültürüne hiç ihtiyacı yoktur. Bu olsa olsa ancak Güneydeki bütün okullarda gereklidir, orada büyük ihtiyaç vardır. Zira okullarda ENOSİS okutulur, evlerde öğütler verilir, kiliselerde pekiştirilir, bütün törenlerde, günlük yaşamda tutum ve davranışlarda bu hava solunur. Buna gereksinim duyulması, geçmişte yapılanların devam edilmesidir. Komşuyu şirin, masum ve haklı göstermektir. Bunun altında yatan, kendileri gibi Güneye itibar edip muhtaç olmak, çocukların beynini masumane görünümle yıkamaktır, uzun lafın kısası, hepsi bu.
PARANTEZ AÇALIM. Duayen çok değerli, sevdiğim ve de eski dostum bir basın mensubumuz makalesinde, Kıbrıs’ın tamamı AB toprağı olarak kabul edildiğine göre ( ki kendileri bunu daima savunmuştur), Konsey’den üst düzey temsilcilerin ve garantör ülkelerin de katılacağı bir toplantıda toplum liderlerinin yanı sıra Parlamentoda temsil edilen siyasi Parti Liderlerini de bir odada toplayıp gerçek nabzı ortaya çıkarmak gerekiyor. Federasyon mu, iki devletli ayrılık mı? Federasyon olursa, garantörlükler ve yönetim şekli net bir şekilde ortaya çıkarılmalı ve yeni Anayasa bu çerçevede hazırlanıp taraflara imzalatılmalıdır. Zira uzun yıllardır bitmeyen Kıbrıs görüşmeleri artık herkesi yormuştur. Bana göre sayın dostum böyle yazmak istememiştir, yanlış baskı olabilir, zira öyle bir toplantıda başımız dik çıkmak hayalden ötedir, ipi boynumuza geçirmektir. Bence yanlışlıktır.
Fikret ŞANAL
