Ekonomik istikrar, rakamları makyajlayıp vitrine dizmek değil, vatandaşın mutfağındaki yangını söndürebilmektir. Çünkü ekonomi, siyasetçinin kürsüde anlattığı pembe masallarla değil, halkın sofrasındaki ekmekle ölçülür.

DÜNYA BANKASI RAPORU: İSTİKRAR SÖYLEMİNE RAKAMLARIN İTİRAZI!

Dünya Bankası'nın Avrupa Birliği finansmanıyla hazırladığı, 13 Ekim 2026'da Lefkoşa'da sunulan “Zorlu Koşullarda Yol Almak: Enflasyon ve Belirsizliği Yönetmek” başlıklı 2026 Makroekonomik İzleme Raporu, Kuzey Kıbrıs ekonomisinin parlak vitrininden çok, arka odasındaki yapısal sorunlara ışık tutuyor.

Raporun ortaya koyduğu büyüme, enflasyon, istihdam ve kamu maliyesi göstergeleri, ekonomik istikrar söyleminin ne ölçüde gerçeklerle örtüştüğünü sorgulatıyor. Üstelik bu kez konuşan siyasi kürsüler değil, ekonominin röntgenini çeken rakamlar!

BÜYÜME MOTORU TEKLİYOR, REFAH TRENİ YAVAŞLIYOR!

Rapora ilişkin yayımlanan verilere göre ekonomik büyüme 2024'te yüzde 8,5 iken 2025'te yüzde 4,8'e geriledi; 2026 için ise yüzde 2,3'e düşmesi öngörülüyor. Büyüme motoru giderek devir kaybederken istikrarın hızlandığını söylemek, freni sıkılmış otomobilin sürat rekoru kırdığını iddia etmeye benziyor.

Üstelik büyümenin yavaşlaması kadar, yaratılan gelirin topluma nasıl dağıldığı da önemlidir. Ekonomik pasta büyüse bile vatandaşın dilimi küçülüyorsa, kalkınmanın sofrasında ciddi bir paylaşım sorunu vardır.

ENFLASYONUN ATEŞİ DÜŞMÜYOR, VATANDAŞIN CEBİ YANIYOR!

Dünya Bankası'nın bulgularına göre 2025'te ortalama yüzde 40 olan enflasyon, Ağustos 2026'da yüzde 37,7 düzeyindeydi. Eğitimde yüzde 66,6'ya ulaşan fiyat artışı ise hayat pahalılığının özellikle bazı hizmetlerde ne kadar ağırlaştığını gösteriyor.

Enflasyonun düşmesi, fiyatların düşmesi değil, zam treninin biraz yavaşlamasıdır. Tren hâlâ vatandaşın bütçesini eziyorsa, istatistiklerdeki iyileşme market kasasında teselli olmaktan öteye geçemez.

BÜTÇEDEKİ DELİK BÜYÜRKEN MALİ İSTİKRAR NEREDE?

Raporda bütçe açığının millî gelirin yüzde 4,8'ine ulaştığı, yüksek maliyetli kısa vadeli iç borçlanmaya bağımlılığın arttığı belirtiliyor. Devletin mali gemisi giderek daha pahalı borçlarla yüzdürülüyorsa, güvertede istikrar şarkıları söylemek su alan ambarı kurutmaz.

Üstelik kredi genişlemesinin üretken yatırımlardan ziyade kredi kartı borçlarının ödenmesiyle ilişkilendirilmesi, ekonomik büyümenin finansman kalitesi açısından da düşündürücüdür.

GENÇLER İŞSİZ, KADINLAR EKONOMİNİN DIŞINDA!

Dünya Bankası'nın değerlendirmelerine göre genç işsizliği yüzde 15,7 düzeyindeyken kadınların iş gücüne katılımı yaklaşık yüzde 39, erkeklerde ise yüzde 65 seviyesindedir. İnsan kaynağının önemli bir bölümü ekonomik üretimin dışında kalırken büyüme rakamlarıyla övünmek, tarlanın yarısını ekmeden bereketli hasat beklemektir.

Gençlerin eğitim potansiyelinden yeterince yararlanılamaması ise geleceğin ekonomik sermayesinin bugünden heba edilmesi anlamına geliyor.

İTHALAT PAHALI, REKABET ZAYIF, EKONOMİ KIRILGAN!

Raporda yüksek ithalat maliyetleri, sınırlı tedarikçi çeşitliliği, rekabet eksiklikleri ve düzenleyici engellerin fiyat baskılarını artırdığı vurgulanıyor. Rekabetin dar koridorlara sıkıştırıldığı bir ekonomide tüketiciden ucuzluk beklemek, kapalı pencereden temiz hava girmesini ummaktır.

Türk lirasındaki değer kaybının enflasyona güçlü biçimde yansıması da ekonominin dış şoklar karşısındaki kırılganlığını ortaya koyuyor. Böyle bir yapıda kalıcı istikrar, yalnızca iyi niyetli açıklamalarla değil, köklü reformlarla sağlanabilir.

SONUÇ: VİTRİNDE İSTİKRAR, MUTFAKTA EKONOMİK YANGIN!

Elbette Dünya Bankası raporu ekonominin hiç büyümediğini söylemiyor; ancak büyümenin yavaşladığını, enflasyonun dirençli kaldığını ve mali kırılganlıkların sürdüğünü gösteriyor. Dolayısıyla mesele büyümeyi inkâr etmek değil, istikrar iddiasının ekonomik gerçeklerle ne ölçüde desteklendiğini sorgulamaktır.

Ekonomik istikrar, hükümetin vitrinine yerleştirdiği süslü bir manken değil, vatandaşın mutfağında kaynayan tenceredir.

Vitrinde refah mankenleri gülümserken mutfakta tencereler boş kaynıyorsa, başarı ilanından önce o mutfağın yangınını söndürmek gerekir!